SÖZÜN BİTTİĞİ YERDEYİZ, SÖYLENECEK TEK BİR SÖZ YOK!


Bu makale 2018-05-06 20:43:16 eklenmiş ve 1940 kez görüntülenmiştir.
Berfend Ber

 

 

 

Yaşamımızın bir parçası, damaklarımıza kazınmış lezzet dolu geleneksel Türk halk mutfağı yiyeceklerinin sokağa yansıyan lezzetlerinin kültürel vazgeçilmezleri, belki de tek tek kaybolmakta veya özel gün etkinliklerinin başrol oyuncuları olarak yaşatılmaya çalışılarak da kaybolmuş olduğunun tasdik edilerek gösterilmesi ise meselenin acı olanı. 

 

 

 

 

En acısı ise kaybettirmiş olanların bunu göstermiş olması.

Şimdiye kadar Türk sokak yiyecekleri ile ilgili yapmış olduğum araştırmaların neticesinde edindiğim tek gerçek var ki o da şu; maalesef sahibi olduğumuz Türk halk mutfağımızın temalaşarak sokağa yansıyan kültürel değerini maalesef bizler, nedense derinliğinde bilmiyoruz. Yaşam yolunda öğün beslenme için ucuz olanla karnımızı doyurmuş, sokak satıcılarımızın hünerli sunumunda hep lezzetinin tadına varmış, gün süreçlerinde hep onunla ayaküstü övünerek dağlara sırtımızı yaslamış, varlıklarının gerçeğine nedense gözümüzü geçmişimizle kapatmış, yelkenleri fora etmişiz. Kaderlerini ise rüzgarın esintisine bırakmışız. Onlar ne tarafa, biz oraya veya kayboluşları ile birlikte hatıralarımızda damaklara kazınmış bu lezzetleri hep orada burada hep arar olmuşuz veya bazılarını tamamen unutmuşuz. Unutmadıklarımızın da değerlerini bilmemişiz. Bahsini dahi yeterli derecede yapmamışız. Zaman zaman da hakkında ve haklarında isabetli veya isabetsiz hep atıp tutmuşuz. Adeta geçmiş kültürel değerlerimizi karartırcasına.

 

Bu konularda, üç beş duyarlı gastronomi yazarı ile yurt içi ve yurt dışı web gezi ve gastronomi sitelerinde yazan Türk gönül dostlarının dışında elle tutulacak hiç bir şey de yok aslına bakacak olursanız.

 

Konunun asıl ürkütücü tarafı ise gerek ülkemizi ziyaret eden gerekse yiyecek ve içecek ile ilgi yayın yapan yayın kuruluşların gastronomi editörlerinin kaleme aldığı yazılar ile kültürel değerimiz ve Türk mutfak sanatımız, hani o Dünya üzerindeki üç mutfaktan biri olarak övündüğümüz, hani onunla ilgili bir halt yapamadığımız, birbirimizi ağırlar misali sadece sınırlarımızda kalıp, konuşup durduğumuz, bir türlü varlığını kendimize dahi kabul ettiremediğimiz Geleneksel Türk Mutfağımızın sokağa yansımış yöresel veya bölgesel, birbirinden farklı çeşitli lezzetlerini gözümüzün içerisine sokarcasına göstermeleri yok mu?

 

Üstüne üstelik bazılarımız sokak yiyeceklerimizden utanırken.

Hatta varlığı halen süre gelen geleneksel kültürel değerimizin bazı lezzetleri ile ilgili yapmış bulundukları araştırmalarının neticesinde; Dünya'nın en lezzetli ve talepli sokak yiyecekleri arasında ilk sıralara yerleştirmeleri bir de yok mu? Halen utanmaya devam edin dercesine!

Yapılan araştırmalar sonucunda varılan değerlendirmeler sadece yöresel lezzetlerin ülkenin o şehirleri ile değil, o şehirlerin bu lezzetlerini Dünya'nın başka anakent şehirlerindeki beğeni ve talebini de dikkate alarak gerçekleştirmiş bulunmalarıdır.

http://www.turizmhabermerkezi.net/files/uploads/sokak%20yiyecekleri2.png

İşin ilginç tarafı ; ABD'de yayınlanan Food & Wine dergisi. 24 Dünya şehri içerisinde Dünya'da "en iyi sokak yiyeceği" yenilebilecek şehirleri seçerken listede üçüncü sırada yer alan Berlin’deki en lezzetli sokak yiyeceklerinden biri olarak da Türk dönerine yer vermiş olmalarıdır. İstanbul'u ise listede beşinci sıraya oturtmuşlardır. İstanbul'un neredeyse her yerine dağılmış yiyecek ve içecek büfeleriyle çok fazla, hızlı yiyecek önermesine dikkat çekerek özellikle seyyar sokak satıcılarımızın sattığı börek çeşitleri ile simit ve kumpiri işaret etmiş olmalarıdır.

Ülkemizin her karışını büyük bir heyecan, keyif ve iştahla ziyaret eden gastro turistlerin kendi web ve blog sitelerinde fotoğraflarıyla yayınlandıkları sokak yiyeceklerimizin lezzet dolu satırlarını herkesin dikkatlice okumasını isterim.

 

Pes doğrusu! Aptallaşıyorsunuz!

Zaten Google’a "Turkish Street Food / Türk Sokak Yiyecekleri" yazdığınız zaman sadece. (2012'de öyleydi sanırım bugünde aynı) Yazdıklarını okuduğunuzda gururlanıyor, heyecanlanıyor derinlemesine düşündüğünüz zaman ise içiniz acıyor. Hele, yabancı mutfak şeflerinin yazıları yok mu? Bizimkiler "ne yapıyor?" diye de kendinize sormaktan alamıyorsunuz...

Bir de yiyecek ve içekleri yaptıkları sunumlar ve görselliklerinde temalaştıran, tek tek kaybolmaya yüz tutmuş veya kaybolmuş nevi şahsına münhasır efsane satıcılarımız var ya! Yeşil Turşucu Süleyman abi (yeşil renkli seyyar turşu arabası), Macuncu Kel Cambaz (Saplı macunu atıp kel alnına yapıştırır), Kırmızı Beyaz Elma Şekerci (Kıyafeti baştan aşağı ayakkabısı dahil beyaz), Tokuş Yumurtacı, Sütlü Alibeyköy (Mısırcı) vb. küçük büyük, hayat yolumuzun her kaldırımın taşında hatıralarımız ile dolu kaybolmuş yiyecek ve içecek sokak seyyar satıcılarını unutmak bir kenara, resmini gördüğümüzde, hatırlatıldığında veya anlatıldığında yani onların varlığında, yeniden canlanan, çocukluk, gençlik yılları ve aşklarınız, arkadaşlıklarınız, yaşadığınız mahalleniz, sokaklarınız ve caddeleriniz veya okul yollarınız, ahşap cumbalı evleriniz, hatta mahallenin ortasında duran, anıt citlenbit ağacınız bir bir hatırlanıp sizi sizden alıp yaşanmışların derinliklerine buruk ama hoş hatıralarına sürüklüyor.

 

Böylesi yaşamın bir parçası, damaklarımıza kazınmış lezzet dolu geleneksel Türk halk mutfağı yiyeceklerinin sokağa yansıyan lezzetlerinin kültürel vazgeçilmezleri belki de tek tek kaybolmakta veya özel gün etkinliklerinin başrol oyuncuları olarak yaşatılmaya çalışılarak da kaybolmuş olduğunun tasdik edilerek gösterilmesi ise meselenin acı olanı.

En acısı ise kaybettirmiş olanların bunu göstermiş olması.

Ahmet Örs’ün Hande Özdoğan'ın "Flavours of the street - Turkey / Türkiye'nin Sokak Lezzetleri" isimli yurt dışı bir yayınevi için hazırladığı ve sadece İngilizce basılan kitabında yer vermiş olduğu "Sokak yemekleri tarihe karışıyor" başlıklı köşe yazısında ifade ettiği gibi;

"Sokak yemekleri bizim gibi çağdaşlaşma özentisi içindeki ülkelerin varlığından utanç duydukları ve ne pahasına olursa olsun yok etmeye çalıştıkları kültür varlıkları. Oysa bu lezzetleri bir daha geri gelmemek üzere yitirmek bizi ciddi biçimde yoksullaştıracak. "

Sözün bittiği yer, söylenecek tek bir söz yok...


Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...

Yazarlar

Magazin

1
E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Anket
Tourism FM'de haber bülteni olmalı mı ?
Evet
Hayır
© Copyright 2018 TurMed Turizm Medya Yayın Grubu. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
Gezi Rehberi
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş