Turizm sektörünün haber radyosu Turizm FM'in haberine göre tatil denilince akılda kalan en keyifli anlardan biri olan açık büfe otel kahvaltısı büfesinde olan omletten kruvasana, reçellerden taze sıkılmış meyve sularına kadar uzanan çeşitlilik misafirlerde hiç bitmeyecek ikram algısı yaratıyor.
Sonsuzluk Algısı ve Otellerin Taktiği
Bu sonsuzluk algısının insanlarda normalden daha fazla yeme isteği uyandırdığına dikkat çekerek seçenek fazlalığının porsiyonların yanlış hesaplanmasına, gereğinden fazla yiyecek alınmasına ve hatta artan yiyecekler konusunda daha az suçluluk hissedilmesine neden olduğunu belirten tüketici davranışları uzmanları otellerin hem israfı azaltmak hem de maliyeti kısmak için misafirlerinin tüketimini kontrol altına almaya çalıştığına dikkat çekiyor.Örneğin büyük tabaklar yerine küçük boyutlu tabaklar sunan oteller böylece misafirlerin daha az yiyecek almasını sağlarken, açık büfe içindeki tatlıların küçük kaplarda verilmesi, ekmeğin dilimlenmiş sunulması gibi yöntemlerle porsiyonlar kısıtlanıyor. Bununla birlikte omlet ya da krep gibi yiyeceklerin sipariş üzerine hazırlanması sayesinde yine hem israf azalıyor hem de tüketim sınırlanmış oluyor.
Pahalı Ürünler Göz Önünde Değil
Kruvasan, kek ve muffin gibi tatlıların sayısı ve çeşitliliği az tutulurken meyve, salata, sebze gibi daha ucuz ve
çabuk bozulan yiyecekler öne,
somon gibi pahalı ürünler arkaya yerleştiriliyor.Büfelerde ziyan etmemek üzerine tabelalar asılarak misafirlere
nazikçe fazla almamaları hatırlatılırken bir çok tesiste uygulamaya başlanan sistemle artık misafirler tek seferde yalnızca bir
tabak taşıyabiliyor ve bu da alınan yiyecek miktarını sınırlıyor.