Yazı Detayı
01 Nisan 2020 - Çarşamba 10:10 Bu yazı 2474 kez okundu
 
KORONAVİRÜS'ÜN GÖRÜNMEYEN DALGASI! PSİKOLOJİK SALGIN
Selin BULUT
haber@turizmhabermerkezi.net
 
 

Günlük hayatın koşuşturması, iş ve ev hayatı, çocuklar derken böyle bir sarmalın içinde, "insan" bir vürüs salgınıyla adeta kıskaca alındı.

 

Salgın endişesi ile insanlar, bir 'savaş' algısı içinde önce gıda stoku yaptı. Dünya'da sayılı örnek olsa da, Koronavirus pozitif cikanlar arasında intihar edenler oldu. Diğer tarafta kendi hastalığını başkaları da aynı duruma duşsün diye kasten yaymaya calışanlar da….

 

Haftalarca  evlerinde kalan insanlar bambaska endişe ve kaygılara girdi. Oluşan bu psikolojik baskılar diğer sağlık sorunlarına da ihtimal verdi. Zincirleme bir bağ diyebiliriz.


Londra'da London Institute of Psychiatry and Tavistock Clinic ve kendi özel kliniğinde çocuklar ve erişkinlerle calışan, depresyon, anksiyete ve yeme bozuklukları üzerine Londra Psikiyatri Enstitüsü'nde çalışmalar yapmış olan Psikiyatrist ve Psikanalist Dr. Esra Çağlar, yaklaşık yirmi yıllık deneyimiyle Koronovirüs salgınında yaşadığımız ya da yaşayabileceğimiz potansiyel psikolojik sorunlar hakkında Turizm Haber Merkezi ve Tourism FM olarak sorduğumuz sorularımızı cevapladı. 



• Dünya Sağlı Örgütü tarafından pandemic yani salgın  olarak tanımlanan Koronovirüs, tüm dünyada etkili diyebiliriz. Teknik olarak bir tehdit altındayız. Bunu psikolojik anlamda düşünürsek ‘ insan ne ile karşı karşıya? 

COVID-19 pandemisinin bir ruh sağlığı salgınına yol açması çok mümkün. Anksiyete, depresyon, madde kullanımı, yoğun yalnızlık hissi, aile içi şiddet ve çocuklara karşi şiddette artış şimdiden gözlemlenen problemler.

Bilinmeyenin korkusu, daha önceden psikiyatrik rahatsızlıkları olsa da olmasa da herkesin endişelerini arttırıyor. Avrupa ülkelerinde vaka sayısı arttikça travama reaksiyonu ortaya çıktı. Travma reaksiyonunu, ilk kez Elisabeth Kubler-Ross'un açıkladığı yaş reaksiyonuna benzetebiliriz. İlk önce inkar duygusu yaşandi. O kadar buyuk bir sorun değil ve abartiliyor denildi. Sonra öfkeli davranışlar sergilendi. Başkalarının hayatlarını kurtarmak adına evde kalmayı kabul etmemek gibi. Daha sonra “2-3 haftadan birşey olmaz” denilip durumla pazarlığa girildi. Ardından genel bir motivasyon düşülüğü, umutsuzluk, depresif duygu hali ortayı kapladı. En son aşama ise durumu kabul etme ve anlamlaştırma, herşeyin birgün normale döneceği umudunu bırakmama… 

Lancet’te (Brooks et al, 2020) yayinlanan bir derlemede karantinanin posttravmatik stress belirtileri, konfuzyon ve öfkeye yol açabildiği belirtilmis. Karantinanin uzun sürmesi, enfekte olma korkusu, can sıkıntısı, yetersiz kaynak ve yetesiz bilgi, ekonomik kayip ve stigmanin riski arttırdığını belirtmişler.



• Böyle önemli bir durumda duygularımızı davranışlarımızı nasıl yönetmemiz gerekir? 

Psikonoroimmunite destekleyici, iç dünyanızı rahatlatıcı stratejiler çok önemli. Sağlıkl yasşm, düzenli egzersiz, dengeli beslenme, kaliteli uyku cok önemli.  

Duygularimiz her gun ve hatta gun icinde birkac kez bile degisebilir. Bu da bizim davranislarimizi ve motivasyonumuzu etkileyecektir. Ofke, korku, caresizlik, endise, kontrolu kaybetme hissi, yalnizlik, hapsolmusluk hissi duyulabilir ve bunlari kabul etmek gerekir. Onceki travmalar ve bunlarin psikolojik yaralari yuz ustune cikabilir.

Karantina sirasinda basit bir gunluk rutin kurmak gerekir. Calisanlar, eger mumkunse evde kendilerine bir calisma alani kurmali. Calisirken, sık sık ara vermeli ve sıvı almayi unutmamalı. 

Gun icinde kendine zaman ayirmali, 15 dakika bile olsa hergun egzersiz yapilmali. Normal zamanda bizi strese sokan, baski olusturan gunluk isleri azaltmaliyiz. Bir de karantina sirasinda kendimize uzun sureli buyuk hedefler koymak da stres arttirici unsur olabilir. Kisa zamanli, belki birkac basamakli ve ulasilmasi kolay hedefler konulmali. Size en az yararli olacak sey yuksek hedeflerin baskisi altinda basarisiz ya da yetersiz hissetmek. Sosyal medya ve haberler kisitlanmali, ancak belli saatlerde takip edilmeli. Ozellikle aksam haberleri konusuna dikkat etmek gerekir. Depresif duygularla gecen bir aksam, uykusuz geceleri de getirebilir. Aile ve arkadaslardan uzak kalinsa da, onlarla sanal ortamda iletisim kurmak, bu iliskileri devam ettirmek cok onemli. Daha onceden stresli zamanlarinizi ne sekilde atlattiginizi dusunun. Bu sekilde kontrolu daha fazla elinizde hissedebilirsiniz. Size iyi gelen, rahatlatan, mutlu eden film seyretmek, kitap okumak, yoga gibi aktivitelere evde devam edin.

Nefes egzersizleri yapin! Derin, yavas nefes almak stress reaksiyonunu azaltiyor. Nefes alirken ve verirken icinizden sayin. Nefes verisiniz biraz daha uzun surmeli. Bunu her seferinde 5 kez olmak uzere gunde en az uc kez ve de kendinizi kotu hissettiginiz anlarda yapin. Kas gevsetme egzersizleri ve meditasyon da stres reaksiyoununu onlemede onemli.

Eger onceden psikolojik destek ya da psikiyatrik tedavi aliniyorsa, buna devam edilmeli. Kisi kendini bir cikmazda hissediyorsa ve keni yontemleri durumu degistirmiyorsa ya da kendini risk altinda hissediyorsa, profesyonal yardim almali. 

Olumlu duygular nasil kisileri birbirine yaklastiriyor ve guc veriyorsa, olumsuz duygularin da aile icinde yonetilmesi cok onemli. Ciftlerin birbirlerine zaman ve mesafe tanimalari, acik, saglikli iletisim kurmalari her zaman oldugundan daha da onemli. Eskiden gelen, karmasik iliski sorunlarini cozmek mumkun olmayabilir. Ciftler, karantina sirasinda birbirlerine nasil destek olabileceklerine odaklanmali. 



• İnsanların panik yapması bir anlamda normal miydi?

Saglik anksiyetesi, yani kisinin vucudundaki hislerin ya da degisikliklerin hasta oldugunun kaniti olarak algilanmasi, onemli olcude artti. Asmudson ve Taylor’in bu ay Journal of Anxiety Disorders’da yayinladiklari onemli bir calisma var. Pandemi sirasinda cogu kisinin bir takim saglik endisesi duymasi olagan. Dusuk seviyede kaldigi surece endise duymak, insanlari saglikli davranislara da yonlendirebilir. Psikolojik faktorler pandemileri yonetmek icin gerekli halk sagligi stratejilerinin belirlenmesinde cok onemli rol oynuyor. Ornegin insanlarin el yikama, evde kalma, sosyal mesafeye ne kadar uyacaklari saglik endiseleriyle de ilgili. Eger yuksek seviyede endise duyarlarsa, saglik servislerine daha fazla gidebilirler ya da enfekte olma korkusuyla saglik servislerinden daha fazla kacinabilirler. 

 


• Bu salgın tehtidi travma yaratır mı? Psikolojimizi kontrol altına almak için ne yapabiliriz? 

Tabi ki boyle bir risk var. Bu risk kisinin daha once yasadigi travmalar ve bunlarla nasil basa ciktigiyla, su anki destek mekanizmalari, kisisel saglik durumu ve direk kayiplariyla ilgili. Kendimize karsi durust olmaya calismak, duygularimizi guvendigimiz  yakinlarimizla paylasmak, duzen oturtmak, surekli sakin kalmaya calismaktansa, zor gecen bir gunden sonra, yeni bir gune baslarken bir anlam, umit bulmak onemli. Nefes egzersizleri stres reaksiyonunu duzenlemede çok onemli bir yöntem. Yasiniz ne olursa olsun, nefes egzersizleri yapin.


• Özellikle yaşlıların ölmesi, toplum psikolojisini sizce nasil etkiler ya da etkiliyor? 

Ileri yas, erkek cinsiyet ve altta yatan kronik hastaliklarin mortalite riskini arttirdigini biliyoruz. Aile buyuklerinin kaybi, onlarin son anlarinda yaninda olamama, cenaze islemlerinden de uzak kalma, normal rituellerin gerceklestirilememesi, geride kalan buyuklerin de izolasyon gerekliligi nedeniyle muhtemelen evde yalniz kalmalari ve diger akrabalarin onlari ziyaret edememeleri tum yas surecini zorlastiracak ve derin yaralara yol acacaktir. 



• Çocuk psikolojisinde de danışmanlik hizmeti veriyorsunuz. Çocuklarin algısında yetişkinlere, ebeveynlere düşen görev nedir? Nasıl hareket etmeliler? 

Ilk once ebeveynlerin kendi duygularinin mumkun oldugunca farkinda olmasi gerekir ve mumkun oldugunca kendine bakmasi gerekir. 

Cocuklara, yaslarina uygun olarak salgin hakkinda bilgi verilmeli. Cocugunuza nasil hissettigini sorun, sorularini cevaplayin. Hep beraber bu donemi atlatacaginiza dair guven verin.

Cocuklar rutin icinde kendilerini guvende hissederler. Okul zamani rutinlerinin bozulmasi, arkadaslarini gormemeleri onlarin kaygilarini arttirir.  Gunluk rutinin oturtulmasi ve aktivitelerin gun icine yayilmasi cok onemli. Aralarda cocuk yogasi, jimnastik gibi fiziksel aktiveteler yapilmali. Sanatsal aktivitelerle kendilerini ifade etmeleri tesvik edilmeli. Evde okul calismalarina devam etmek onemli ama bunu bir catisma konusu haline getirmemek, hem cocugun hem de ebeveynin gelgitleri olabilecegini, cocuklarin davranislarinin inisli cikisli olabilecegini unutmamak gerekli.

Ergenler de karantinada cok zorlaniyorlar. Ebeveynler, onlarin bireysellesme davranislarina saygi duymalari, onlara zaman vermeleri, onların gerektiginde yaninda olduklarini anlatmalari, beraber yemek yapma, masa oyunlari oynama gibi eglenceli aktivitelere tesvik etmelerini oneriyorum.   

Dr. Esra Çağlar kimdir? 

 

Psikiyatrist ve Psikanalist Dr Esra Caglar, London Institute of Psychiatry and Tavistock Clinic ve Kuzey Londra’daki ozel kliniginde depresyon, anksiyete ve yeme bozukluklari icinde olmak uzere ruh sagligi ile ilgili sikayetleri olan hastalarina yardimci olmakta. Londra Psikiyatri Enstitusu’nde akademik calismalarda bulunmus olan Dr Caglar, Yeni Baslangic Dernegi’nde travma maduru, koruma altindaki cocuklara yonelik uluslararasi projelerde calisiyor.

 
Etiketler: KORONAVİRÜS'ÜN, GÖRÜNMEYEN, DALGASI!, PSİKOLOJİK, SALGIN, ,
Yorumlar
Haber Yazılımı