Yazı Detayı
30 Mayıs 2019 - Perşembe 22:07 Bu yazı 296 kez okundu
 
MAŞALLAH !
Selin BULUT
haber@turizmhabermerkezi.net
 
 

Haberin başlığını çok düşündüm. ''Sağlık Turizminde Kara Delikler!'' 'mi olsun dedim;  ancak röportajımda konuk ettiğim  iki ailenin güzellikleri karşısında elim bu başlığa gitmedi.

 

Ülkemizde sessiz soluksuz ilerleyen  sağlık turizmi konusunda güncel, eleştirel ve samimi değerlendirmeler için buyurun başlayalım.

Sağlık turizmi o kadar ''oryantal'' bir konu ki içimden sadece bir ''Maşallah'' geçiyor. 


Bu yazıda sizleri Türkiye'deki sağlık turizmi ile ilgi çalışmalar yapan , yol kat etmiş ve kat edecek,  parlak iki aile ile tanıştıracağım.

Özlem Safiye Kurt , öncelikle bir anne ve çalışmalarına Avrupa odaklı başlayan daha sonra Ortadoğu ve dünya genelinde sağlık turizmi faaliyetleri gösteren Adem ve Havva Health Group Başkanı.

Ve Dr. Tamer Şakrak... Özellikle Arap ülkelerinden VIP hasta portföyü olan Op. Dr. Tamer Şakrak Clinic'in sahibi. Yabancı hastalarla iletişimi çok iyi olan  ve  içine sinen işlere imza atan bir aile babası.  

Adem ve Havva Health Group Başkanı  Özlem Safiye Kurt; sağlık turizmi ile ilgili önemli kritik noktalara değindi:



-  Sağlık turizminde Türkiye'nin çabasını nasıl buluyorsunuz?

"Taşıma suyla değirmen döndürüyoruz aslında." 

Sağlık turizminde bireysel çok fazla çalışmalar yapılıyor. Herkes bununla ilgili mücadele ediyor. İstiyoruz aslında sağlık turizmi yapmak, biz yabancıyı seviyoruz, Ortadoğulu olsun, Avrupalı olsun fark etmiyor çünkü ülkemize döviz getirmesi çok güzel ama bizim İngilizcemiz yok, yani Türkiye'de bir dil problemimiz var bir eğitimimiz olmadığı için biz bu sağlık turizmini toplama personellerle yürütmeye çalışıyoruz.

Ne yapıyoruz; bir dönem Suriyelilerle çalıştık ama o Suriyeliler maalesef yanlış yaptılar hata yaptılar, portföylerimizi aldılar, bizi zor durumda bıraktılar, biz bu hastalığı böyle tercüme et, bu işi böyle tercüme et dediğimiz zaman, sen bana muhtaçsın ihtiyacın var, senin Arapçan yok! Gibi hani böyle şeylerle sektörü köreltmeye çalıştılar ve körelttiler, atıyorum bizde saç ekiminde dişte ya da plastik cerrahi ya da diğer konularda bin ya da iki bin dolara yaptığımız operasyonları onlar öğrenip 400- 300 dolarlara, merdiven altlarında dediğimiz evlerde vs de operasyon yürütüyorlar. Bunların önüne geçilmediği sürece Türkiye'de bir sağlık turizminin dört dörtlük olması da mümkün değil.

Yabancı personellerle çalışmaya devam ediyoruz tercümanlık hizmetleri olarak çünkü Türkiye'de hiç kimsenin İngilizcesi yok; belirli bir seviyede İngilizce oranımız var. Taşıma suyla değirmen döndürüyoruz aslında. Teşvikleri çok yeterli bulmuyoruz. Örnek veriyorum bir yere gidersiniz ama hem çok pahalıdır operasyonlar; Türkiye'de hem çok ucuz operasyonlar; hem Türkiye' de doktorlar inanılmaz kaliteli, biz işimizi çok iyi yapıyoruz kesinlikle; becerikliyiz her şeyden önce.

O yüzden Türkiye'nin sağlık turizmi konusunda iyi yerlere gelebilmesi için çok çok çok iyi derecede desteğin alınması lazım yani bunun için çok gereksiz kanunlarımız var önümüzü tıkayan, reklam yapmamızı engelleyen, alamadığımız teşviklerimiz var. O yüzden bununla ilgili güzel bir düzenlemenin yapılması lazım. Devletin bilir kişileri bizler gibi çalışanlar, sektöre hakim olanlar; isim yapmış  yurt içinde ve yurt dışında çalışan kişilerle birlikte oturup bu işi düzenlemesi lazım.

Sil baştan diyebilir miyiz? Sil baştan değil aslında yol aldığımız konular var; çok basit hadi bir gün biz de toplantı yapsak hangi maddeler değişmeli neler eklenmeli nelere ihtiyacımız var yazıp bununla ilgili çok ivedi bir şekilde hızlı bir şekilde bir sonuca ulaşabiliriz. 


-  Bir öz eleştiri yapmak istersek; nerelerde yanlış yapıyoruz?

Ticaretle sağlık çok farklı bir şekilde; sağlık hassas bir konu, ticaret farklı bir konu. Bu ikisini yapıştırdığınızda içine kanun koyduğunuz ve yabancıyı da eklediğiniz zaman işin içinden çıkılmaz hale geliyor. Bunun için bence sağlığın başında hem bu işin ticaretini yapan hem sağlıkçı olan hem matematiği bilen hem vizyonu kuvvetli her şeyi olan birilerinin kanun çıkarması gerekiyor. Yani sizin çıkardığınız kanuna ben gülebiliyorum o yüzden bilir kişilerle çalışmakta fayda var. 


- Sağlık turizmi yapan hastaneler ve şirketler arasındaki diyaloğu düşünürsek; sağlık turizmi yapan büyük bir aile olabilir miyiz? 

"Bizi bizle; Türkü Türkle bırakırsanız biz çok şey yapabiliriz" 

Aslında biraz önce bahsettiğim bize zarar veren kişilerin ayıklandığı sürece Türkiye tabi ki de aile olabilir. Çünkü bir pasta var atıyorum yüz kişilik, önceden yüz hasta geliyorsa biz bunu beş kişi yapıyorduk çok iyiydi ama şimdi yabancıların bu işleri çalması sağlık dışı personellerin bu işi yapması, sağlık dışı bir çok personel bizim yaptığımız işi yapıyor maalesef. O zaman yüz liralık işte yüz  liralık dilime bölünüyoruz ve aile olamıyoruz. Bizde tekrar üstüne basarak söylüyorum merkez altı yerlerin, bu işten anlamayan sağlıkçı olmayan kişilerin acilen def edilmesi , acilen yabancı uyruklu kişilerin, lisansı olmayan doktor olmayan kişilerin kurumlar dışında bin liralık işi üç kuruşluk yaparsa biz hiç bir zaman büyüyemeyiz, biz de pes ederiz. Bakın görüyorsunuz şirketlerimiz var, yatırım yapıyoruz reklam yapıyoruz yurtdışına ziyaretlere gidiyoruz; olmaz. Ama bizi bizle; Türkü Türkle bırakırsanız biz çok şey yapabiliriz. 


- Başarınızın püf noktası nedir? 

İşimi çok seviyorum ama bu işi çok iyi bildiğimi biliyorum. Çünkü tecrübem çok fazla, çocuk yaştan sağlık sektöründeyim. O yüzden her alanında çalıştığım için SPA, estetiği, idaresi, ürünü , her alanda çalıştığım için o yüzden başarılı olduğumuza inanıyorum. 


- Sağlık turizminde bir sakinlik mi yaşanıyor? 

Şöyle bir sakinlik var. Reklam yapmamız çok iyi değil kısıtlandı bazı şeyler yeterli bütçelerimiz yok. Bir kongreye bir fuara gidiyoruz ama ödeneklerimizi alana kadar bir yıl geçiyor. İkinci üçüncü dördüncü beşincisini biz cebimizde karşılıyoruz. Bunları totale vurduğunuz zaman bir sağlık turizmi firması olarak biz sürekli sahada olmak zorundayız yani biz çok önceden hemen hemen haftanın her günü yurtdışında bir ülkede oluyordum ama artık yapamıyoruz çünkü doların yükselmesi vs.. Önceden elli tane fuar kongreye giderken şimdi beş tane zor gidiyoruz gibi ve yoruluyoruz.

 

- Yurtdışındaki rakiplerin tavrı nasıl? 

Rakiplerimizle aynı masada oturabiliyoruz. Onlar hatta bizim tekniklerimizi merak ediyorlar. Ben bazen yurt dışında öyle şeyler yaşıyorum ki uçakta gelirken sevinçten mutluluktan ağlıyorum. Bunu da ben Türkiye'de yaşadıklarıma anlatsam Türkiye'de kimse inanmaz diyorum. Takdir ediliyoruz. Övgü dolu sözler alıyoruz değer veriliyor. Üstümüze titreniyor  ama Türkiye'de maalesef bunu yapamıyoruz. Türkiye'de rakiplik var; yurt dışında çok fazla rakiplik yok.

Yani bir oran vermek gerekirse ivmede artışımız yok stabil gidiyoruz ama dağınık gidiyoruz; yayılarak gidiyoruz. 

 

''Talep değişti; talep artık vatandaşlık için''

Adem ve Havva Health Group Direktörü Serdar Kurt ise Ortadoğu pazarında ciddi bir daralma yaşandığını belirterek sağlık ve turizm talebinin değişerek oturum izni ve vatandaşlığa kaydığını söyledi:

 

Ortadoğu pazarı ile ilgili olarak  bir tanesi siyasi problemler; Suudi Arabistan'la ilgili olarak, Birleşik Arap Emirlikleriyle olan problemler. Bunlar ciddi anlamda Ortadoğu pazarı ve Türkiye'yi etkiledi. Şu anda orda bir çok reklam ve tanıtımlarla Türkiye'ye gitmeyin diye reklam veriyorlar.  Ortadoğu'nun çoğunluğu zaten Suudi Arabistan'a ait toprak olarak nüfus olarak da. Paralı olan hasta kesimi Suudi Arabistan, Kuveyt, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Dubai. Oradaki iş adamları iki sene öncesine kadar ciddi anlamda Türkiye'ye yatırım planları varken şu anda en azından sağlık veya turizm anlamında bir yatırım yapmıyorlar. Yatırım yapanlar genelde ev alayım vatandaşlık alayım tarzında konuta yönelik talepleri var. Oturum izni ve vatandaşlıkla ilgili rakamların yarı yarıya düşmesi ve doların yükselmesiyle talep değişti.' 

 

Op.Dr. Tamer Şakrak ise bir plastik cerrah ve Op. Dr. Tamer Şakrak Clinic sahibi olarak, sağlık turizmi ile ilgili çarpıcı tespitlerini paylaştı; 

 -  Özellikle hangi bölgelerden yabancı hasta geliyor size?  

Benim faaliyet alanım genelde Arap ülkelerindeki, Arap yarımadasındaki ülkelerden; yüzde vermek gerekirse yüzde otuzu bu şekilde. Yüzde kırk kadarı Avrupa menşeili, Avrupa'da yaşayan Türkler, Türk de olsa biz onları Avrupalı hasta olarak kabul ediyoruz; çünkü oranın vatandaşları. Yüzde on  kadarı da Avrupa'da yaşayan insanlar. Fransız, İtalyan, Alman gibi. Bunun dışında yüzde on pay bırakmak lazım çünkü değişik yerlerden Avustralya'dan, Güney Afrika'dan hastanın bulup geldiği oluyor.


-  Sizce yabancı hastalarda başarılı olmanın sırrı ne? 

''O standartları yakalamamız ütopya mı? Kesinlikle ütopya. Çünkü bin yıllık bir laf vardır ya devlet başa, ya kuzgun leşe. '' 

Bunu böyle söylememek lazım aslında çünkü yabancı hastanın hali hazırda İstanbul'u tercih etmesinin tek nedeni maddiyat. Yani insanlar, aslındaki Türkiye'deki sağlık sektörünün sağlık turizminin temel problemi o. Biz buraya pahalı hasta çekemiyoruz. Aynı Antalya'daki oteller gibi düşünün. Pahalı turist çekemiyoruz. Çünkü insanlar buraya daha kaliteli olduğu için, daha iyi sonuçlar alacağı için değil, benzer sonuçları daha ucuza alabildiklerini düşündükleri için... Adam mesela orda kendi ülkesinde olduğu ameliyatın yarı fiyatına hem burada gelip ameliyatını olup hem burada tatilini yapıyor. Dolayısıyla burada başarının sırrı dememek lazım, niçin dememek lazım. Eğer hani doğru düzgün bir cerrahi yapıyorsan, sonrasında çok belirgin problemler yaşatmıyorsan, hastaya zaten İstanbul maddi olanak seçeneğinden dolayı bir tercih nedeni. Bu bir sevindirici durum mu? Kötünün iyisi. Neden kötünün iyisi; çünkü biz buraya pahalı hasta çekemiyoruz; pahalı turist çekemediğimiz gibi. 

 

Gelenler yaşadıkları ülkelerin orta, orta alt ve alt gelir kaynak seviyeli insanları. Bundan dört beş yıl öncesinde benim gördüğüm çalıştığım kurumlarda şahit olduğum ; gerçekten de gelir düzeyi yüksek insanlar geldiler Türkiye'ye bundan beş altı yıl önce. Katar'dan geldiler, Bahreyn'den  , Azerbaycan'dan geldiler, İngiltere'den geldiler, ama çok çabuk İstanbul bu konuda afişe oldu. Nasıl afişe oldu çünkü ; hiç bir hazırlık alt yapı olmadığı için hiç bir standart olmadığı için adamına göre fiyatlar verildi , adamına göre ameliyatlar yapıldı. - Kaçırdık mı onları? Çok net bir şekilde. Aynı prosedürü dört katı maliyetine yaptığınız da oldu, dörtte bir fiyatına da. Ve bu insanlar belli bir zaman sonra birbirleriyle iletişim kurdular, biliyorsunuz forumlar var, yazışmalar var. Öyle olunca da hiçbir zaman bir Avrupa'daki bir Londra'ya gitmek gibi olmadı yani İstanbul'a gelmek. Ben öyle bir döneme şahit oldum, gerçekten de kaliteli iyi para harcayan hastaların geldiği ama bunların standardize edilmiş bir hizmet verilemedi. Öyle olunca da bu insanlar artık gelmiyorlar. 


Şu an İstanbul merkezli olarak söyleyebilirim sana ; yurt dışından herhangi bir coğrafyadan herhangi bir ırktan hasta getiren oluşumların yüzde sekseni  gayri resmi. Hani ruhsatın olmadığı , bir vergi levhasının olmadığı tamamen çantacı diye hitap edilen insanlar. Bu yüzde seksenin belki de yüzde yüzü sağlık sektöründe bir diplomasyona hani bir doktor, bir hekim bir sağlıkçı değil. Şu an sektör o kadar farklı insanların elinde ki! 


Bu nasıl oluştu? Mesela ben doktor Tamer Şakrak, ben kendim bir Instagram sayfasında bir Google üzerinden bir yere reklam vermeye çalıştığım zaman, biz internete en ufak bir şey koyduğumuzda mesela work after koyduğumuzda, ne bileyim bir ameliyat prosedürü böyle bir reklam içerikli bir şey; Türk Tabipler Birliği'nden tut da Reklam Rekabet Kurulu'na kadar, Sağlık Bakanlığı'ndan hepsi boğazına  yapışıyor. 200 - 250 bine kadar bunun para cezaları var. Meslekten men edilmekten, kliniği kapatmaya kadar cezaları var.

 

Dolayısıyla ben ne yapamıyorum eğer bu riski göze almıyorsam devletle uğraşma riskini göze almıyorsam; kendi içime kapanıyorum oturup bekliyorum. Ama o adam, Almanya'dan işçi emeklisi olan ya da İngiltere'de garsonluk yapıp buraya gelmiş olan kişi hiç bir ruhsatı hiç bir denetim mekanizması olmadığı için istediği gibi reklam verebiliyor, onu şikayet edebileceğim bir yer yok çünkü şikayet alan mercii kimin kulağını çekecek. Bir adres yok, bir mekan yok ortada. Bunlar istedikleri gibi sınırsız reklam yaparak bu hastaları, gerçek sonuçlarla da değil internetten topladıkları fotoğraflarla belki, buluyorlar ve ben reklam yapamadığım için hastasızım, yeteri kadar hastam yok yani. Gelip o hastayı bana satıyorlar. Ve ben de işimi yürütmek için belli bir yüzde ile o ameliyatları yapmayı kabul ediyorum. Şu anki İstanbul'daki yıllık 3- 4 milyar dolara kadar gittiği söylenen pazarın yüzde 80' i budur. Şu an, ya devlet başa ya kuzgun leşe dediğim olay da bu.

Saç ekimi dahil, estetik cerrahi dahil, diş hekimliği, estetik diş hekimliği dahil bir çok sektörde bu işle uzaktan yakından alakası olmayan, hiç bir hesap verme, denetlenme zorunluluğu olmayan denetim dışı insanların elinde. Ve sektörün hizmet verenleri bir kaç kişi dışında - ben onlardan biriyim - bu adamların eline bakıp kendine getirecekleri hastaları ameliyat edip yüzde alma derdinde.

- Türkiye genelinde devlet ve özel kurumlarımızla birlikte 'aile olarak'  hareket edebilir miyiz? 

''Bu öylesine agresif bir pazar. Türkiye'de sağlık sektörünün birleşmeye değil bir temizlenmeye ihtiyacı var.''

 

Edemeyiz; çünkü burada çok ciddi bir çıkar çatışması söz konusu. Türkiye'de sağlık sistemi yeni değil. 10 yıldır 15 yıldır sağlıkta bir tekelleşmeye doğru gidiyor. Sağlık sistemi doktorun boğazına yapışıp seni ben beş bin liraya altı bin liraya ya da on bin liraya çalıştıracağım derken, bununla uğraşırken,  resmi olmayan kanalla, bu işle hiç bir ilgisi olmayan insanlar yüz bin dolarlar kazanıyor. 


Devlet kendi doktoruyla,  kendi sektöründe doktorunu böyle dizginlemeye çalışırken, onu boğmaya çalışırken,  hekim dışı insanlar bu sektörün yüzde seksenini şu an ele geçirmiş durumda. Bu işin içine burada rantı gören herkes girdi. Dolayısıyla bir keşmekeşlik var. Herkes bildiği gibi hareket ediyor dolayısıyla burada bir birleşme diye bir şey söz konusu olamaz.


Türkiye'de sağlık turizmi eşittir İstanbul'dur. Sağlık turizmi ile ilgili devletin kurduğu bir organizasyon var ama şu ana kadar aldığımız haberlerin tamamı resmi çalışan doktor ve kurumların şartlarını ağırlaştırmaya yönelik işler. Belki de şunu demek istiyor; tam olarak bilmiyoruz daha: sen bunu kendi özel muayenehanende alıp özel hastanede ameliyat etme getir şehir hastanesine orda yap' diyecek belki, tam olarak bilmiyoruz. Bunu yaparken merdiven altı çalışan insanlara hiç dokunmuyorlar.

 

-  Yabancı hasta konusunda bir sakinlik yaşanıyor mu sizce? 

Özellikle bu büyükelçilikte Suudi gazetecinin öldürülmesinden sonra Suudi Arabistan'ın önderliğinde Türkiye'ye karşı ciddi bir protesto var.
İstanbul'da patlayan bombalardan sonra çok ciddi bir düşüş olmuştu hastalarda ama sonra yine toparlamıştı. Fakat bizim burada esas Türkiye'ye para akışını sağladığını düşündüğümüz Arap hastalarda şu an çok ciddi bir düşüş var. Özellikle bu büyükelçilikte Suudi gazetecinin öldürülmesinden sonra Suudi Arabistan'ın önderliğinde Türkiye'ye karşı ciddi bir protesto var. Buna bağlı olarak Suudiler veya onların etki alanında olanlar Türkiye'ye gelmiyorlar. Avrupalı hasta getirelim diye uğraşıyoruz, direk  İngiliz'in kendini getirelim, İtalya'nın kendini getirelim diye uğraşıyoruz ama bu sadece cerrahi yapmakla olmuyor, bu ülkenin alt yapısı ona müsait değil. Dolayısıyla buraya kaliteli hasta getiremediğimiz gibi normal potansiyelde resmi olarak çalışan benim  gibi insanlar için bizler için sayı azalıyor.

 

- Eşiniz de doktor, işinize katkısı nedir? 

İş bölümü çok önemli, birbirini tamamlayıcı oluyor ve yetişemediğim eksik kaldığım sorunlar oluyor. Bunların tamamlanmasında eşle birlikte çalışmak güzel bir şey.

- Rakam verebilir misiniz; son bir kaç yılın yabancı hasta rakamları ile ilgili ? 

''Bizim sektörümüzün en büyük problemi denetimsizlik.''

Total rakam azalmamış olabilir, fakat bir şeyler şöyle azaldı;  bir kere direk doktora gelen Almanya'da yaşayıp bir alanda iyi olduğunu düşündüğü doktora ya da hastaneye gelen hasta sayısı kesinlikle azaldı. Buradaki azalma oranı yaklaşık üç birimden bir birime düşmüştür. Yani yüzde 65  - 70 gibi bir azalma vardır ki bizim için de önemli olan da budur. Ne istediğini bilen kaliteli hasta portföyünde çok ciddi bir azalma var.

Burası sadece ucuz olduğu için hasta gelmemeli buraya. Plastik cerrahları olarak bizler, Türkiye, dünyada en iyi cerrahı yapan ilk beş en iyi ülkeden biri; çok net, tartışmasız. Ama bu tercih nedeni değil bu çok kötü bir şey. Çünkü bu ülkede plastik cerrahların iyi ameliyat yapmasından başka şu an hiç bir pozitif bir şey yok, insanın Türkiye'ye gelmesi için. 

 
Etiketler: MAŞALLAH, !,
Yorumlar
Haber Yazılımı