Reklam
Reklam
Reklam
Elif Mohul ABİÇ

Elif Mohul ABİÇ


KKTC’DE TURİZM SEKTÖRÜNÜN BEL KEMİĞİ: HAVAYOLU TAŞIMACILIĞI

11 Mayıs 2017 - 09:44

Gelişen teknolojinin ışığında hızla büyüyen havayolu taşımacılığı, bilhassa 2000’li yıllardan sonra ulaşım sektöründe adeta yeni bir çığır açmıştır.

 

Zamanın her anının kıymetli olduğu günümüzde, bilhassa uzak mesafeler arası ulaşımda ciddi zaman tasarrufu sağlayan, sayısı günden güne hızla artan havalimanı ve uçak filosu sayesinde çeşitli seviyedeki bütçelere uygun uçuş imkânı tanıyan havayolu taşımacılığı, milyar yolculuk bazında 19 ölüm oranı ile diğer ulaşım biçimlerine göre daha güvenli ve emniyetli bir seyahat biçimidir. Şöyle ki havayolu işletmelerinde bir yolculuktaki ölüm olasılığı, 52,6 milyonda 1 iken; otomobille yapılan seyahatte bu oran 7,6 milyonda 1’dir. (Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Ulaşım Güvenlik Kurulu Kazalar ve Kaza Oranları Raporu 1995-2004.)

 

Havayolu taşımacılığı, temelde insan ve lojistik olarak ikiye ayrılmaktadır, ancak turizm sektörü ile birlikte konuyu ele alacağımdan, bu yazımda havayolu taşımacılığının yalnız insan taşımacılığı kısmına değineceğim.

 

Her ne kadar Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC)’nde yeterince olmasa da, günümüzde ülke gelişiminin vizyon olarak belirlendiği ülkelerde kuşkusuz havayolu taşımacılığının öneminin idrakine daha çok varılmıştır.

 

Bugün havayolu taşımacılığı, turizm sektörünün temel bileşenlerinden bir tanesidir. Bilhassa KKTC olarak konuyu ele aldığımızda, ‘havayolu taşımacılığı’, KKTC’deki turizm sektörünün ‘belkemiğidir”. KKTC’nin bir ada olmasından ötürü dört tarafının denizlerle çevrili olması, ancak ülkede kruvaziyer ve yat turizminden bahsedilememesi, ayrıca KKTC’nin, Türkiye haricinde hiçbir ülke tarafından tanınmaması nedeniyle KKTC’ye gelmek isteyen tüm yolcuların, ancak Türkiye üzerinden yapacakları uçuşlarla adaya ulaşabilmesi, havayolu taşımacılığının KKTC’deki önemini kat ve kat artırmaktadır.

 

Avrupa’ya baktığımızda, Eurostat 2015 yılı istatistiklerine göre sırasıyla, Heathrow-Londra, Charles De Gaulle-Paris, Main-Frankfurt, Schiphol-Amsterdam, Marajas-Madrid, München-Almanya, Gatwick-Londra, Fiumicino-Roma, El Prat-Barselona, Orly-Paris, 2015 yılında yolcu taşıma bazında en çok uçuş gerçekleştiren havalimanları olmuştur.

 

Bu sıralamada Türkiye’nin yer almamasının nedeni, söz konusu istatistiklerin yalnızca AB üye ülkeleriyle sınırlı olmasından kaynaklanmaktadır. Şayet Türkiye AB’ye üye olsaydı, İstanbul Atatürk Havalimanı 61,3 milyon yolcu ile 3’üncü sıraya yerleşmiş olacaktı. İlk 10 sırayı paylaşan ülkeleri incelediğimizde, Akdeniz ülkelerinin, havayolu taşımacılığında büyük paya sahip olduklarına dikkat çekmek istiyorum.

 

Diğer taraftan geçtiğimiz yılı (2016) incelediğimizde 41 milyon yolcunun, İstanbul Atatürk Havalimanı Dış Hatlar Terminalinden, 9 milyon 533 bin 214 yolcunun ise Sabiha Gökçen Havalimanı Dış Hatlar Terminalinden uçtuğunu görüyoruz. İç ve dış hatları birlikte ele aldığımızda İstanbul Atatürk Havalimanının 60,1 milyon, Sabiha Gökçen Havalimanının ise 29,7 milyon yolcu trafiğine sahip olduğunu görüyoruz.

 

Öte yandan KKTC’de ise 2016 yılında; 1.814.749’u gelen ve 1.814.138’i giden yolcu olmak üzere toplam 3.628.887 yolcu uçuş gerçekleştirmiştir. 2015 yılına baktığımızda, 1.728.379’u gelen, 1.728.685’i giden olmak üzere toplam 3.457.064 yolcunun uçuş gerçekleştirdiğini görüyoruz. Fakat KKTC’de bulunan konaklama tesislerindeki doluluk oranını göz önüne aldığımızda yıl içerisindeki ortalama doluluk oranının 2015 yılında 48.8 iken 2016 yılında 48.6’ya (-0.4)’ya gerilediğini görüyoruz. Bu rakamlar ışığında yolcu sayısındaki artışın, turist sayısında artış yaşandığı anlamına gelmediğini söyleyebiliriz. Bu kapsamda, KKTC’de okuyan öğrenci sayısının 81.000 civarında olduğunu ve çalışma izniyle adamızda bulunan misafirlerimizin sayısını dikkate almamız gerektiğini düşünüyorum.

 

Bugün Türkiye ve KKTC’ye komşu ülkelerin, Birleşik Krallık, İsrail, Almanya, Ukrayna ve Polonya gibi pazarlarda yolcu taşımadaki pazarını hızla artırdığı dikkatlerden kaçmamaktadır. Hal böyle iken KKTC’de de havayolu taşımacılığının yönetimi ve gelişimine odaklanılması elzem bir hal almıştır.

 

Havayolu işletmelerinde iç gelişim mekanik ve iş gücü olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Hizmet sektöründe önemli yere sahip olan havayolu taşımacılığında donanımlı personel yetiştirmek için personele sivil havacılık eğitiminin verilmesi şarttır. Diğer taraftan teknolojik imkânlardan faydalanmak için seferber olunmalıdır. Burada, kaynakların başarılı bir biçimde yönetimi büyük bir role sahiptir. Üniversitelerin ilgili bölümlerince sivil havacılığa katkı sağlayacak olanlarda dâhil olmak üzere teknolojik (mekanik) gelişim kapsamındaki tüm projelerin, bu anlamda ülkemizde oluşturulacak ayrı bir mali bütçe ile desteklenmesi gerekmektedir. Elbette teknolojik gelişim, havayolu işletmelerinin gelişimi kapsamında tek başına yeterli değildir. Havayolu taşımacılığının, hizmet sektöründe hatırı sayılır bir payeye sahip olmasından hareketle, iş gücüne yapılacak yatırımın öneminin küçümsenmemesi gerektiği kanaatindeyim.

 

Nihayetinde verilen hizmeti, benzeri diğer hizmetlerden farklı kılacak, ön plana çıkaracak ve tercih sebebi kılacak olan, personelin sunacağı hizmet kalitesi olacaktır. Örnek vermek gerekirse, son teknoloji ile donatılmış bir Airbus’ı ele alalım. Şayet bu uçağın bakım ve onarımını gerektiği şekilde yapacak teknik personeliniz, yolcu memnuniyetini temin edecek, acil durumlarda gerekli müdahaleyi doğru biçimde yapacak, risk altında hızlı biçimde düşünme ve doğru çözüm üretme kabiliyetine sahip kabin ekibiniz yoksa söz konusu Airbus’ın sağladığı avantajları personelinizin eğitiminin eksikliğinden kaynaklanan dezavantajlarla nötralize etmiş olacaksınız. Duruma havalimanı açısından baktığımızda, check-in yapmak isteyen yabancı bir yolcu ile iletişim kurabilecek yabancı dilbilgisine haiz bir personelinizin olmaması ya da danışma masasında uçuş, güvenlik, vb. prosedürler hakkında yöneltilen soruları cevaplama bilgi ve kabiliyetine sahip olmayan personelin mevcudu, hava şartları/teknik arıza/güvenlik vb. nedenlerle meydana gelen rötarlar sonucunda yolcularınızı misafir edemeyecek yetersiz fiziki kapasite, bu sıkıntıyı bertaraf etmek için sunulacak alternatif çözüm yollarının bulunmaması (havalimanı oteli, konaklama tesisi-havayolu ücretsiz transferler, ikram servisi yapamama) gibi nedenler, bir taraftan ülke imajına ciddi anlamda olumsuz etki yaparken diğer taraftan da hizmet kalitesinde yaşanan aksaklıklara paralel olarak teknolojinin sağladığı avantajların kaybedilmesine sebebiyet verecektir. Dolayısıyla Havayolu taşımacılığındaki gelişimin, yalnızca teknolojik (mekanik) gelişim bağlamında değil ayrıca, personel gelişimi ve hukuksal gelişim bağlamında da icra edilmesi gerekmektedir.   

 

(Burada küçük bir ayrıntı olarak KKTC’nin ilk ulusal havayolu şirketi olan Kıbrıs Türk Hava Yolları’nın, Haziran 2010 itibariyle uçuşlarının askıya alınmasının ardından KKTC’de hâlihazırda uçuş hizmeti gerçekleştiren milli bir havayolu şirketinin maalesef bulunmadığını not etmek istiyorum)

 

Turizm sektörü misyonumuz kapsamında, bir taraftan çok yüksek rakamlarda turist ağırlamayı hedeflerken diğer taraftan turizm sektörünün temel bileşenlerinden biri olan ve KKTC’ye gelen turistin ilk ülke izlenimi edindiği yer olan havalimanının yönetimi ve gelişimi ile havayolu taşımacılığında hangi noktada olduğumuzun masaya yatırılması gerekmektedir.

 

Havayolu taşımacılığının gelişiminin, ülke imajının yanı sıra, ülkemizdeki turizm sektörü başta olmak üzere diğer bağlantılı sektörlerin de gelişimine doğrudan katkı sağlayarak ekonomik kalkınmayı destekleyeceği unutulmamalıdır. Bu kapsamda ülkemizdeki havayolu ulaşımının, ülkemizin ekonomi politikalarına dâhil edilmesi gerekmektedir.    

 

Buradan hareketle, KKTC’de havayolu taşımacılığı anlamında milli havayolu şirketimizin, güçlü bir uçak filosu ile uçuşlara yeniden başlaması, KKTC’nin ilgili makamlarının, özel havayolu şirketleri ile anlaşmalar yapması (mevcut destinasyonlara olan uçuş sayısını artırma ve yeni destinasyonlara uçuş gerçekleştirme) hava meydanının fiziki kapasitesinin artırılması (hangar,  terminal binası, pist vb), havalimanı oteli tesisi, belirli aralıklarla personel eğitimi verilmesi, charter seferlerin desteklenmesi önemlidir. Ayrıca tıpkı Türkiye’de olduğu gibi KKTC’de de Turizm Bankası’nın oluşturulması hususunun en kısa sürede değerlendirilmeye alınması gerekmektedir.

 

Devamla, hem Konaklama Yönetimi hem de Seyahat Yönetimi dallarında ayrı ayrı tahsil görmüş biri olarak, ülkemizdeki turizm sektörünün geleceği adına eğitim ve öğretimin önemine dikkat çekmek istiyorum. Bu vesileyle, KKTC’de turizm sektörünün istikbalini şekillendirecek turizm öğrencilerimize sesleniyor ve onlardan, daha kaliteli bir yarın için eğitimlerini yine turizm alanda eğitim ve öğrenim görmüş kişilerden almayı talep etmelerini istiyorum.         

 

Son olarak, Türk ordusunun ilk pilotları Süvari Yzb. Fesa EVRENSEV (bröveli ilk Türk pilot) ile birlikte eğitim gördüğü yoldaşı İstihkâm Tğm. Yusuf KENAN, ayrıca Kurtuluş Savaşı’na katılan ve Türkiye’de ilk kez yolcu uçuşu gerçekleştiren, Sivil Tayyare Mektebinin kurucusu Vecihi HÜRKUŞ’u saygıyla anıyorum.

 

 

Esen kalın.

YORUMLAR

  • 0 Yorum