Reklam
Reklam
Reklam
Elif Mohul ABİÇ

Elif Mohul ABİÇ


KUZEY KIBRIS ve M.I.C.E TURİZMİ

05 Temmuz 2016 - 18:49

Sevgili okurlarım,

Turizmde Yeni Bir Dönem: Alternatif Turizm adlı yazımızda Turizm sektörünün temel alt dallarında yer alan İş-Konferans Turizmi ve Etkinlik Turizminden kısaca bahsetmiştik. İşte söz konusu bu iki turizm formu bugün dünyada M.I.C.E. adı verilen bir çatı altında anılmaya başlanmıştır. M: Toplantı (Meeting), I: Teşvik Gezisi (Incentive), C: Konferans (Conference-Convention) ve E: Etkinlik-Sergi (Event-Exhibition) anlamına gelmektedir. Açılımından da anlaşılacağı üzere M.I.C.E. Turizmi, dinlenceden ziyade toplantı, konferans, seminer, kongre, sergi, ticari gösteri veya fuar gibi belli başlı bir faaliyete katılmak veya bu tür bir faaliyeti icra etmek maksadıyla belli sayıdaki kişilerin belirli bir süre için bir araya geldiği turizm formudur.

Öneminin daha çok anlaşılmaya başlandığı 2011 yılı ve sonrasında M.I.C.E. Turizmi, birçok ülke için önemli bir gelir kaynağı haline dönüşmüştür. Şöyle ki Birleşik Krallık 2011 yılında, yalnızca bu turizm formundan 40 milyar sterlin civarında gelir elde etmiştir. Bugün, Britanya’ya gelen M.I.C.E. turistleri, Britanya’ya gelen toplam turistlerin 30’unu meydana getirmektedir. Uluslararası Kongre ve Konvansiyonlar Birliğinin katılımcı sayısını göz önünde bulundurarak hazırladığı raporuna göre 2014 yılında Birlik/İşbirliği Toplantıları kapsamında 1.sırada yer alan Paris, toplam 214 toplantı etkinliği ile 130.516, daha büyük toplantıların icra edildiği ve 2. sırada yer alan Barselona toplam 182 toplantı etkinliği ile 127.649 ve 3. sırada yer alan Madrid toplam 200 toplantı etkinliği ile 91.542 kişiye ev sahipliği yapmıştır. Gururla söylemeliyim ki İstanbul ise toplam 75,864 ziyaretçinin katıldığı 130 toplantı etkinliği ile listenin 8’inci sırasında yer almıştır.

Diğer taraftan siz değerli okurlarıma dünyada en çok etkinliğin icra edildiği ülkeler arasında ilk 50’ye girmeyi başaran, kültür varlıkları açısından zenginliğiyle bilinen ve hızla büyümekte olan Bogota şehrinden bahsetmek istiyorum. Uluslararası Kongre ve Konvansiyonlar Birliğinin raporuna göre Bogota şehri, 2012 yılında M.I.C.E. Turizmi kapsamında toplam 25 milyon gelir elde etmiş ve 11,600 uluslararası M.I.C.E. turisti tarafından ziyaret edilmiştir. Bogota şehrinin, “Dünyanın Toplantı-Etkinlik Merkezi” olarak markalaşma yönünde izlediği başarılı yolun takdire şayan olduğunu değerlendirirken, bu turizm formunun Bogota gibi büyük yüzölçümüne sahip şehirlerin yanı sıra bilhassa Kuzey Kıbrıs gibi küçük ve kısıtlı kaynaklara sahip ülkelerin de uygulamasının, hem ülkeye yıl boyunca yüksek döviz girdisi sağlayacağını hem de uluslararası arenada isim yapılmasının sağlanarak söz konusu ülkeye yeni ve güçlü bir imaj kazandıracağını düşünüyorum.

Örneğin Palma, Mayorka adası bu anlamda çarpıcı bir örnek teşkil etmektedir. Son zamanlarda özellikle Rusya’dan olmak üzere Almanya, Avusturya ve İsviçre’den kimselerin toplantı/konferans/sergi maksatlı olarak tercih ettiği Palma’nın Akdeniz’in tercih edilen toplantı/konferans merkezleri arasına girdiğini söylememiz mümkündür. Ancak uluslararası M.I.C.E. turistleri tarafından giderek daha çok tercih edilmeye başlanan Palma’nın, altyapı yetersizliği nedeniyle halihazırda mevcut pazarın ihtiyaçlarını karşılama ve M.I.C.E. pazarından daha çok pay alma hususlarında büyük zorluklarla karşı karşıya kaldığı unutulmamalıdır. İşte bu noktada, Kuzey Kıbrıs’ta Turizm: Pusulasız Mümkün Mü? başlıklı yazımda da ayrıntılı olarak değindiğim “Stratejik Planlama” ve “Master Planının” önemi daha da çok gün yüzüne çıkmaktadır.

Buna rağmen genel olarak Mayorka adasında 2011 yılında 68,064 katılımcının yer aldığı toplam 1,195 etkinliğin organize edildiği göz önünde bulundurulduğunda, Mayorka adasının M.I.C.E. bölgesi olarak markalaşma yönünde ciddi ilerlemeler kaydettiğini söyleyebiliriz. Mayorka adasının yanı sıra son dönemlerde sundukları fiyat avantajları ve uygun altyapı ile Balear adaları, Malta ve Portekiz’in yanı sıra Türkiye ve Mısır, toplantı/konferans hizmeti sektöründe öne çıkan ülkeler olmuşlardır. Önemli iki ayrıntı olarak 2013 yılının verilerine göre göre iş seyahatlerine toplam 38 milyar avro harcamanın yapıldığı Almanya, 29 milyar avro harcamanın yapıldığı Birleşik Krallık, 24 milyar avro harcamanın yapıldığı Fransa, 22 milyar avro harcamanın yapıldığı İtalya ve 12 milyar avro harcamanın yapıldığı İspanya’nın, Avrupa M.I.C.E. pazarının 70’ini oluşturduğunun ve İş Seyahatleri Yönetimi Enstitüsünün verilerine göre Avrupalıların toplantı/konferans/etkinlik faaliyetlerinin 32’sini Orta Doğu’da (özellikle Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Bahreyn ve Ürdün) icra etmeyi tercih ettiklerinin göz önünde bulundurulması gerektiğini düşünüyorum.

Sevgili okurlarım, tek başına büyük bir gelir kaynağı olan M.I.C.E. Turizmi, bilhassa M.I.C.E. bölgesi olarak markalaşmaya çalışan ülkelerde profesyonel kongre yönetimi hizmeti sunan kuruluşların da tesis edilmesine olanak sağlamıştır. Bu kuruluşların, tesis edildikleri bölgenin markalaşmasına olan katkısı oldukça büyüktür. Dünyanın çeşitli ülkelerinden ve çeşitli alanlardan kurumların/profesyonellerin/eğitimcilerin/sanayi liderlerinin vb. üye olduğu söz konusu kuruluşlar, aynı ilgi alanını paylaşan kesimleri bir araya getirmekte, ayrıca kongre hizmetinin başarıyla icra edilmesi için rehberlik hizmeti sunmaktadırlar. Bu gibi kuruluşların sergi, konferans veya fuar gibi faaliyetlere katılacak kimselerin sayısının artırılmasında ve söz konusu faaliyetin icrası için sponsorlardan daha çok mali destek temin edilmesinde de büyük rol oynadığının altını çizmek isterim.

M.I.C.E. turistlerinin sosyo-ekonomik profiline bakıldığında, 2012 yılında yapılan güvenilir uluslararası bir araştırmanın verilerine göre M.I.C.E. turistlerinin ortalama olarak 3 gece, konferans/toplantı etkinliğine yakın mesafedeki 4 ve 5 yıldızlı otellerde konakladıkları ve günlük 200-250 avro arasında harcama yaptıkları, ayrıca M.I.C.E. turistlerinin programa dahil edilmesi halinde bölgedeki kültürel miras varlıklarını ziyaret etmeyi tercih ettikleri de ifade edilmiştir. Günümüzde Türkiye Cumhuriyeti’nde icra edilen M.I.C.E. faaliyetleri incelendiği zaman, bazı özel kuruluşların organizasyonunu üstlendikleri etkinliklere kültür turlarını da dahil ettiklerini görmekteyiz.

Kuzey Kıbrıs’ta M.I.C.E. Turizmi kapsamında çeşitli otellerimizin, bünyesine konferans salonlarını dâhil ettikleri ve birçok konferans/seminer/işbirliği toplantısı/sergi faaliyetine başarılı bir şekilde ev sahipliği yaptığı bilinmektedir. Ancak buna rağmen Kuzey Kıbrıs’ta genel olarak M.I.C.E. Turizmi kapsamında yeterli düzeyde yapılanmaya gidildiğinin söylenmesi üzücü olarak mümkün değildir. Yeterli düzeyde yapılanmanın olmaması dolayısıyla M.I.C.E. Turizmi kapsamında yeterli pazarlama da yapılamamakta ve bunun bir sonucu olarak Kuzey Kıbrıs’ın, salt Deniz-Kum-Güneş Turizmi Adası imajı hâlâ hüküm sürmektedir. Dünyadaki örnekleri incelendiğinde 5 yıldızlı otellerin yanı sıra toplantı/konferans/sergi/fuar gibi faaliyetlerin icra edilmesi maksadıyla ileri teknoloji ile donatılmış, mükemmel bir biçimde altyapısı ve üstyapısı tamamlanmış, hatta mimari yapısını ilk gördüğünüzde gözlerinizi alamayacağınız merkezlerin tesis edildiği ve bu merkezlerin farklı tip ve büyüklükte çeşitli toplantı salonlarını, konferans salonlarını ve fuar alanlarını bir çatı altında topladığı görülmektedir. Yıl boyunca onlarca uluslararası toplantı/konferans faaliyetinin gerçekleştiği bu merkezler, yalnızca uluslararası standartlarda faaliyet göstererek bulundukları bölgenin toplantı/konferans merkezi olarak tanınmasına katkı koymamakta, ayrıca bulundukları bölgenin diğer benzeri faaliyetler için tercih edilme şansını da oldukça artırmaktadırlar.

Kuzey Kıbrıs’ta M.I.C.E. Turizmi kapsamında diğer bir büyük eksiklik ise seyahat ve etkinlik yönetimi kapsamında uluslararası standartlarda hizmet veren kuruluşların olmamasıdır. Türkiye’de tesis edilen ve uluslararası standartlarda tabiri caizse anahtar teslim organizasyon hizmeti sunan özel kuruluşların örnek alınarak burada tesis edilmesinin oldukça önemli olduğunu düşünüyorum. Bahse konu kuruluşlar, M.I.C.E. turistlerinin konaklama, ulaşım vb. gereksinimlerini de kapsayacak şekilde organizasyon düzenlenirken, M.I.C.E. programına kültür turları da dâhil ederek yerel ekonomiye katkı koyulmasını da sağlamaktadırlar.

Coğrafik konumunun elverişliliğinin sağladığı büyük avantajın artık kullanılan bir fırsata dönüşmesi gereken Kuzey Kıbrıs’ta, yeni ve kazançlı bir imajın kapısını aralayacak M.I.C.E. Turizminin profesyonel biçimde ele alınacağının ve uluslararası standartlarda M.I.C.E. Turizmi icra eden bir ülke olarak markalaşma yönünde gerekli adımların, kamu ve özel sektör işbirliği temelinde atılacağını umut ediyorum.

Sevgili okurlarım, bir sonraki yayında buluşuncaya dek sevgi, barış ve huzur dolu bir hafta diliyorum.

YORUMLAR

  • 0 Yorum