Reklam
Reklam
Reklam
Melissa Ayça YILDIRAN

Melissa Ayça YILDIRAN


SABIR, CESARET, SELAMET

31 Ağustos 2017 - 13:46

Sabırlı olmak benim için en zor hayat sınavlarından biriydi ve dürüst olmak gerekirse hala zorlandığım noktalar var. Bazı zor zamanlarla başa çıkabilmek için kendime notlar alırım. Sayfayı ikiye bölüp pozitif ve negatif sınıfladırdığım detayları yazarım. Olayların dışına çıkıp anlamaya ve nötr olmaya çalışırım. Zamanın, olayın ve durumun dışına çıkarak gözlemlerim. Böyle zamanlarda kendime daha sonra hatırlayabilmek için notlar alır, hayatımı kolaylaştırmaya çalışırım. 

 

 

Yaşamımız boyunca belki de her gün ihtiyaç duyacağımız bir kelimelerden biri sabır…

Hatta bırak ihtiyaç duymayı, huzurlu bir şekilde yaşamanın da en büyük anahtarlarından! Dolayısıyla sabrı öğrenmemiz ve hayatımızda uygulamamız şart. Tam da çığırından çıkacağın zaman, işte sabrı öğrenmen gereken zaman!!!

 

Sabır bir çeşit bilgelik, bazen olayların kendi zamanları içinde gerçekleşeceğini anlamak ve kabul etmektir. Küçük bir çocuk kelebeğin kozasını kırıp kabuğundan çıkmasına yardımcı olmaya çalışabilir. Çoğunlukla kelebek bundan zarar görür, herkes kelebeğin ancak doğru zaman geldiğinde kozadan çıkacağını ve bu işlemin hızlandırılamayacağını bilir. 

 

Özellikle de zihnimizi sürekli yargılarken bulduğumuzda, bir türlü rahatlamayı başaramayıp sürekli gergin, kızgın ya da huzursuz hissettiğimizde ve hatta çaba sarf edip bir türlü sonuç alamadığımız zamanlarda sabırlı olmak gerektiğini hatırlamalıyız. Kendimize bu duyguları yaşamak için özgür bırakırız. Çünkü yaşadığımız her duygu bizim gerçek varlığımızı gösterir, yaşamımızın bir parçasını oluşturur, bizi anlatır. Dolayısıyla kendimize tıpkı bir kelebeğe davranır gibi davranmamız gerekir, acele etmeden duygularımızı o anda hissederek, hakkettikleri değeri vererek. Her dakikayı olduğu gibi kabul etmek ve olayların tıpkı bir kelebek gibi zamanı gelince gerçekleşeceğini kendine hatırlatman gereklidir.

 

Sabır Neye Yarar?

Dayanıklı olma, bir durum karşısında sakinliğini kaybetmeden bekleyebilme ve sabırlı olma kapasitesi hayatımızın her anı için değerlidir. Sabır sadece huzur ve sükunet içinde bir hayat sürmenin değil; başarının da anahtarıdır aslında…

Size iki özlü sözü hatırlatıyoruz: “Öfkeyle kalkan zararla oturur” ve “Sabreden derviş muradına ermiş”…Sabrı yeterince özetliyor, değil mi? 

 

Sabretmeyi Nasıl Öğreneceğiz?

Sabrı öğrenmenin temelinde durumları gözünde çok büyütmemek ve aceleye getirmemek yatıyor. Sakinlik beraberinde sabrı getireceğinden; telaş da haliyle sabrı bir o kadar uzaklaştırır. O yüzden bir şeyleri hızlandırmaktan bir an önce vazgeç. Yine bir özlü söz : “Acele işe şeytan karışır”…

Üç farklı durum içerindeyken sabırlı olabilmekten bahsedeceğim: sana bağlı olmayan, çevrene bağlı olan ve yapabileceğin hiçbir şeyin olmadığı durumlar karşısında sabretmeyi bilerek...

 

Sana bağlı olmadan gelişen durumlarda…

 

Genelde gün içinde elinde olmayan sebeplerden kaynaklanan aksi durumlar karşısında yapman gereken temel şey; olayı büyütmemek ve dramatikleştirmemek. Sonuçta yapacak bir şey yok; durum senin elinde değil…Hemen sakin olup olaya pozitif açıdan bakmaya çalışmalısın. 

 

Pozitif bakabildiğinde göreceksin ki bazı şeyleri beklemenin aslında sana katacağı şeyler vardır. Kendini oyalamayı bildiğinde, vaktin boşa aktığını düşünmediğinde ve her anın tadını çıkarmayı tercih ettiğinde farkında bile olmadan sabretmenin ilk adımını atmış bile olacaksın. Unutma; bir sokaktan yüz defa geçtiğinde bile yeni bir şey fark etme ihtimalin yüksektir. Dolayısıyla hiçbir vakti küçümseme; her boş vakit sana minicik de olsa, yeni bir şey öğretecektir.

 

Çevrene bağlı gelişen durumlarda…

 

Çocuğunla ilgili gelişen durumlar veya projede birlikte çalıştığın tembel iş arkadaşın veya ağırkanlı eşin… Bu tip yavaşlatan durumlarda en büyük isteğin her şeyi hızlandırmak oluyor, değil mi? 

Bu gibi olaylar karşısında öncelikle yine sakinliğini koruman; ardından bu gecikme durumlarına ve sinirlenmene neden olan kişiyle konuşarak bu problemin üstesinden gelmen gerekiyor. Çevrene bağlı sabır gerektiren durumlarda pozitif bakmak daha zordur; ama yine kendini oyalaman mümkündür. Kendine bir meşgale yaratarak zamanı kaybetme hissinden kurtulmuş olursun.

 

Sabretmek için de sabret…

 

Bu kez de bir İtalyan ata sözünü örnek vererek başlayacağım: “Roma bir günde kurulmadı.” Kendine zaman tanımayı, sabretmeyi en güzel özetleyen sözlerden biri… Sabretmeyi de sabretmek lazım! Çevreye bağlı sabır gerektiren durumlarda iş arkadaşını karşına alıp ondan biraz daha hızlı çalışmasını rica ettiğinde veya gereken her şeyi yaptığında tüm gece ağlayan bebeğinin hemen ağlamayı keseceğini sanma! Biraz gerçekçi ol… Umutsuzluğa kapılmandan bahsetmiyorum asla; ama ‘hemen’ kendince beklentiler yaratma. Durumların değişmesi için biraz zaman tanıman şart! Nedenleri fazla sorgulama, detaylar arasında boğulma; sadece kendine şunu söyle: “Biraz zaman ver.”

 

Yapabileceğin hiçbir şeyin olmadığı durumlarda…

 

Olabilir; bazı durumlar karşısında elden hiçbir şey gelmez. Bu gibi yapabileceğimiz hiçbir şeyin olmadığı durumlarda tuttuğunu bırakabilirsin! Biliyorum, söylemesi çok zor, ama “dünyanın sonu değil” ya? Madem elinden bir şey gelmiyor; zihnini, bedenini, sabrını, duygularını başka bir şeye yönlendir. Tutmayı bıraktığın durumu da vakit kaybı olarak görme; ondan ders aldığını ve bu dersin sonraki durumlarda yolunu belirleyeceğini kendine hatırlat. 

Unutma; Sabır, erdemin cesaretidir ve sonu mutlaka selamettir.

 

Melissa Ayça Yıldıran

 

*Kaynak olarak “Dikkat Kaygan Zemin” kitabı kullanılmıştır.

YORUMLAR

  • 0 Yorum