Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
  • Reklam

Göller Bölgesi oldu Çöller Bölgesi! Salda, Eğirdir, Beyşehir, Burdur, Eber, Kovada...

  • Reklam
Göller Bölgesi oldu Çöller Bölgesi! Salda, Eğirdir, Beyşehir, Burdur, Eber, Kovada...
10 Şubat 2019 - 08:20
Reklam
Daha birkaç sene öncesine kadar kimsenin varlığından haberdar olmadığı ta ki sosyal medyada Türkiye’nin Maldivler’i olarak yapılan paylaşımlar sonucunda şöhrete kavuşana, ardından da Millet Bahçesi yapılacağı ilan edilip tartışmaların merkezi olana kadar. Artık Göller Bölgesi'nin en şöhretlisi o. Oysa Salda tam iki milyon yıldır olduğu yerde ve göller bölgesinin diğer tüm gölleri gibi birçok sorunla boğuşuyor, karanlık bir geleceğe doğru yol alıyor. 184 metreye varan derinliğiyle Türkiye’nin en derin göllerinden biri olan Salda Gölü Tabiat Parkı, Orman ve Su İşleri Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü koruması altında. Özel yapısı nedeniyle kumsalına ayakkabıyla bile girilmemesi gerekiyor. Ancak Bakan Kurum tarafından açıklanan Millet Bahçesi projesiyle 450 araçlık otopark alanı, bungalov evler ve kafeteryalar yapılması söz konusu.  Göller Bölgesi dünyada en fazla doğal gölü barındıran alanların başında geliyor. Hemen hepsi bir çok güzelliği barındırıyor ve ziyaretçilerini büyülüyor. Beyşehir, Eğirdir, Akşehir, Burdur, Eber, Acıgöl, Suğla, Ilgın, Işıklı, Salda ve Kovada Gölleri. Hepsinin karakteri farklı, ortak yönleri aynı... Kirlilik ve kuruma...  Hürriyet'ten Yücel Sönmez'in haberine göre, Türkiye Tabiatını Koruma Derneği Bilim Danışmanı Yard. Doç. Dr Erol Kesici “Suyu hem kuruttuk hem de çürüttük. Salda Gölü'nün her bir yanı başka bir yapıya sahip. Örneğin o bembeyaz kumsalın bulunduğu alana insanları ayakkabıyla dahi sokmamak gerekiyor. Her adımın ince ince hesaplanarak atılması gerekiyor.” Göller bölgesiydi, çöller bölgesi oldu Burdur Gölü'nde de aynı srun var. 1960’larda çevresinde 14 doğal gölün varlığından bahsedilirken bugün sayı beşe inmiş. Kalanlar da muhtelif dertlerle karşı karşıya. Burdur Gölü havzasında 30 baraj ve gölet, 9 bin de sondaj kuyusu var. Gölü besleyen akarsu miktarı 20 yıl önceye göre yüzde 90 azaldı. Buna rağmen sondaj kuyularıyla gölden 180-200 milyon metreküp su çekiliyor. Gölün 20 yıl sonra küçük bir su birikintisine dönmesi bekleniyor.  Akademik hayatının tamamını göller üzerine çalışarak geçirmiş, onlarca mühendis ve akademisyen yetirştirmiş Yard. Doç. Dr. Erol Kesici, 40 yıldır Göller Bölgesi’nde, 30 yıldır da Salda Gölü’nde bilimsel çalışmalar yapıyor. Yaşanan sıkıntılarla ilgili olarak söylüyor: “Göller Bölgesi hızla kuruyor. Salda da bundan muaf değil. Göller artık ne yeraltından ne de yer üstünden akan sularla besleniyor. Göle ulaşması gereken suyun yüzde 90’ının önü ya kuyularla ya da barajlarla kesilmiş durumda. İklim değişikliğinin de artan etkisiyle buharlaşma muazzam miktarda. Burdur Gölü için yapılan bilimsel çalışmalar 40 yıl gibi bir sürede gölün ufacık bir su birikintisine döneceğine işaret ediyor. Salda Gölü’nü düzenli olarak besleyen tek su kaynağı Düden Çayı. Üzerine gölet yapılan bu çayın dışında mevsimsel akış gösteren Doğanbaba, Köpekçayı, Karanlıkdere, Kuruçay ve Kayadibi dereleri bulunuyor. Ancak bunlar yaz aylarında kuruyor. Salda Gölü’nün varlığını koruması, gölü besleyen tatlı su kaynaklarının düzenli akışına bağlı. Aksi halde Salda Gölü de son 40 yılda üçte biri kuruyan Burdur Gölü’nün kaderini paylaşacak ve şu anda bu sürecin içinde.” ‘Müze’ ilan edilmesi gereken göle ayakkabıyla dahi basılmaması gerekirken çadırlar kurulup ateşler yakıldığına şahit olduğunu anlatan Kesici, “Tabii ki Salda gezilsin, görülsün. Ama sorunları da görülsün. Çevreye uyumlu seyir terasları yapılsın, Kleopatra Plajı’nda ya da Pamukkale’de olduğu gibi ayakkabıyla girilmesin. Salda’nın her bir yanı ayrı özellikte. En ufak bir yanlış adım göle ve ona bağlı insan da dahil canlı yaşamına çok büyük zararlar verir” diyor. İyi, kötü, çirkin ve ölü Türkiye’de son 50 yılda kuruyan göllerin toplam büyüklüğü 1 milyon 300 bin hektar. Bu da Marmara Denizi’nden daha büyük bir sulak alanı kaybettik anlamına geliyor. Türkiye’nin toplam sulak alan varlığının 2.5 milyon hektar olduğu düşünüldüğünde ise son 50 yılda göllerimizin yarıdan biraz fazlasını kaybettiğimiz gerçeğiyle karşı karşıya kalıyoruz. Karagöl, Girdev, Küçük Manay, Sarıgöl, Gölcük, Keklicek, Nohut Gölü, Kestel, Yazır, Mamak, Kurugöl, Neylerli, Karaevli, Heybeli, Pınarbaşı, Genceli ve Karadayı sazlıkları, Suğla, Arpaçayırı, Çumru Ovası, Güvenç, Hotamış Sazlıkları, Samsam, Akşehir Gölü, Ereğli ve Eşmekaya sazlıkları, Amik ve Kuyucuk Gölü yok olan göllerden bazıları. Tuz Gölü, Meke Gölü, Suğla Gölü, Eber Gölü, Burdur Gölü ve Acıgöl de su seviyesi yıl düşen ve can çekişen göllerimiz.
  • Reklam

YORUMLAR

  • 0 Yorum