Otelin bulunduğu bölge yüksek katlı binaların olmadığı, genellikle iş yerlerinin bulunduğu bir bölge olmasına rağmen çevredeki bütün binalar hasar görüp yıkılırken otelde çatlak bile oluşmadı. Otelin inşaat çalışmalarının yapıldığı alanından tarihi mozaikler çıkmış, yaklaşık 10 yıl süren çalışmalar sonrasında bu alan müze haline getirildikten sonra üzerine otel inşa edilmişti.
Tabanında tarihi mozaikler ve 30 binden fazla arkeolojik eserin olduğu bu The Museum Hotel'de yaşanan deprem felaketinin ardından çatlak bile oluşmazken Hatay Antakya'daki bu otel bölgenin deprem hattı üzerinde olmasından dolayı 66 çelik kolon üzerine yapıldı ve mimarisinde de çelik konteynırlar kullanıldı. Yaşanan depremlerin ardından Eyfel Kulesi'nin yaklaşık 2,5 katı çeliğin kullanıldığı otelde herhangi bir olumsuzluk yaşanmazken içerisinde tarihi mozaiklerin olduğu otelin çevresindeki yapılar ise enkaza dönüştü.
Depremin en ağır vurduğu illerden Hatay’da yıkılan 14 asırlık Habibi Neccar Camii’nin karşısındaki dört yıllık The Museum Hotel’in nasıl ayakta kaldığını anlatan otelin mimarı Emre Arolat Turizm Haber Merkezi'ne yaptığı açıklamada proje ekibinin tasarım aşamasında ortaya koyduğu mesleki sorumluluk bilincinin yanında vurgulanması gereken bir diğer önemli konunun da yapının inşa sürecinde imalatın ve belki de bundan daha önemlisi, teknik kontrollerin titizlikle yapılmış olması olduğunu söyledi. The Museum Hotel'in Antakya yapısı pek çok diğer proje gibi konumlandığı coğrafyanın doğal, fiziksel, iklimsel, sosyal, kültürel, tarihsel, demografik, ekonomik ve politik verileri üzerinden şekillendiğini belirten otelin mimarı Emre Arolat şöyle devam etti:
''Bu coğrafyanın en belirgin özelliklerinden olan deprem gerçeği de ilk aşamadan itibaren gündemde tutulan başat bir unsur olarak yapının cisimleşme sürecinde tasarımın önemli ölçütlerden birine dönüştü. Zemin etüdünün bulgularının ayrıntılı bir biçimde değerlendirildi. Yapının ana taşıyıcıları mevcut zeminin metrelerce altındaki sağlam zemine oturtuldu. Bu işlemler sırasında arazide bulunan tarihi kalıntıların bütünüyle korunması da çok önemli bir diğer ölçüttü. Yapının taşıyıcı sistemi büyük oranda çelik strüktür olarak tasarlandı ve imalat çok ciddi bir mühendislik hizmeti alınarak gerçekleştirildi.''
Bu tür yapıların deprem anında salınım yaparak sarsıntının yıkıcı etkisini sönümlendirmesi ve böylelikle bertaraf etmesinin öngörüldüğünü kaydeden Arolat The Museum Hotel yapısının da meydana gelen bu felaket sırasında teknik olarak hayli olumlu bir performans gösterdiğini ve gözle görülür, kayda değer bir hasar almadığını söyledi.
Yorumlar
Kalan Karakter: