Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
  • Reklam

Sunucu Esrin Özgüler'in kaleminden Büyükada

Orhan Veli'nin şiiri gibi gün oldu, alıp başımı gittim. Büyükada’ydı bu kez seyahatim.

  • Reklam
Sunucu Esrin Özgüler'in kaleminden Büyükada
21 Nisan 2021 - 21:07
Reklam
Gün olur alır başımı giderim denizden yeni çıkmış ağların kokusunda şu ada senin bu ada benim yelkovan kuşlarının peşi sıra...

Orhan Veli’ nin şiiri gibi gün oldu, alıp başımı gittim. Büyükada’ydı bu kez seyahatim. Gün batımına denk geldi seyirim vapurda... Sıra sıra adaları geçtikten sonra 10 tl. ye geldim işte bir vapur ile Kadıköy iskelesi'nden Büyükada’ ya....


Canım Büyükada... Ne de güzelsin Nisan ayında Prens Adaları... Ne de sessizsin bu yasak günlerinde... Gökyüzü de yasak değil ya! 


İşte adanın saati karşılıyor beni. Oradan üç günlük konaklamam için bavulum ile köşke doğru ilerliyoruz. Köşkün aslında eski ama bakımlı ve yaşanmışlıklar ile dolu salonuna giriyorum. Alabildiğine yüksek tavanlar... Biraz sohbet, biraz dinlendikten sonra odama çekiliyorum. Issız, bir o kadar da güzel sokağı ciğerlerime dolduruyorum. Tertemiz havayı soluduktan sonra uykuya dalıyorum. Sabah uzunca bir yürüyüş bekliyor beni...


Ada... Martılarıyla, gün doğumuyla, sokak köpekleriyle, kahvecileriyle, meyhaneleriyle ada...  Dokusu öyle güzel ki... O insan kalabalığından, o yerli / yabancı turist kalabalığından göremediğiniz ada çırılçıplaktı bu kez... Denizini, ormanını, sokaklarını tüm bakirliği ile görebiliyordum...

Bırakıyorum kendimi Çankaya Caddesi'ne... Yol boyunca gözünüzü alamayacağınız sıra sıra köşkler... Hangi kültür, hangi tarih, hangi dine ait bilemiyorum. Bildiğim tek bir şey var: İnanılmaz göz alıcı oldukları... Bakmaya doyamıyor insan.

Bir zamanların en sevilen televizyon dizilerinden Hatırla Sevgili'nin çekildiği iki köşk çıkıyor karşıma. Adada bilmeyen yok. Diziyi sevenler ise daha bir severek bakıyor dizinin çekildiği bu iki köşke... Edebiyatseverler ise Çalıkuşu'nun  yazarı Reşat Nuri Güntekin'in evi ile karşılaşabilirler yol üzerinde... Pembe, beyaz renkleri ile Reşat Nuri Güntekin bizi ağırlıyor sanki evinde... Çam ağaçlarının içinden yürüyorum saatlerce. Güzelim faytonlar adaya özgüydü. Lakin gün geçtikçe cılızlaşan atlar canımı acıtıyordu. Ada deyince akla gelen faytonlar eskide kaldı artık. Ve atlarımız huzurlu artık. 


Uzak yollara ulaşımımız elektrikli araç ile mümkün artık. Ben dakikalarca yürüyüşümü tercih ederek Adalar Müzesi'ne ulaşıyorum. Denize, sanata, tarihe meraklı iseniz Adalar Müzesi'ni görmeden ayrılmayın sakın adadan. Yol boyunca gördüğünüz güzellikler için bana teşekkür edeceksiniz...

Bizim Hıdrellez'imiz varsa Aya Yorgi'nin de 23 Nisan'ı var. Dileklerinizin gerçekleşmesi için Azap Yokuşu'nu tırmanmanız gerekiyor. Tırmanma sırasında konuşmak yok. Bu benim için pek mümkün değil. Bir kelebek, bir çiçek, bir köpek ile konuşurum...

Aya Yorgi'ye ulaşana dek ritüelleri uygulamanız gerek. Bu ritüelleri gerçekleştirdikten sonra ise Aya Yorgi'ye ulaşabildiyseniz sıra dileklerimizi istemede. İster hayırlı bir kısmet, ister dilediğiniz mezuniyet... Aya Yorgi kim bilir hangi dilekleri duydu yıllardır... Dua okursanız benim için de yakın bir mum... 

Ada anlatılmaz yaşanır...

İster bisiklete binin, ister rakı / balık yapın, ister denize girin... Adanın havası bir sardı mı sizi, daha sık gitmek isteyeceksiniz... 

Üstelik İstanbul'a bu kadar yakın, İstanbul'dan bu kadar uzakken... 

Sevgiyle! Esrin ÖZGÜLER


  • Reklam

YORUMLAR

  • 0 Yorum