‘Ada’ da olmanın, ne farklı bir büyüsü vardır. Denizin ortasında bir kara parçası... İnsanın sudaki evidir ada. Etrafını çeviren sular hem huzur, hem de yalnızlık hissi verir. Bu yalnızlık üzmez sizi ama. Kendinizi yeniden keşfedersiniz bu sayede. Adada olmak başka bir şeydir. Bazen çıkmaz sokak gibi, bazen evrenin en özgür yeri…
Türkiye’de kaç ada var hiç düşündünüz mü? Ada, adacık, kayalık hepsini sayarsak 500’ü geçen bir rakam bu. Kıyı uzunluklarını 1 km ve üzerine çıkarırsak ise 159 adet ada karşımıza çıkıyor. Haliyle en çoğu Ege’de… Sonra Akdeniz ve Marmara alıyor sırayı. Ha bir de göl adaları var ki onlar başka bir yazının konusu.
Adaların hepsi ayrı dünya… Her ne kadar dışarıyla iletişim halinde olsalar da, coğrafi şartları ve insanında yarattığı psikoloji itibariyle kendi yaşam biçimini, kültürünü yaratırlar. Şehirler birbirine benzer bazen. Ama adalar asla. Dışarıdan gelenlerin hemen fark edemeyeceği detaylardır bunlar. O yüzden her biri keşfedilmeyi bekleyen ayrı birer hazinedir.
Bozcaada, Cunda, Büyükada, Gökçeada, Heybeliada, Avşa, Oniki Adalar… Sadece doğa ile bütünleşmek, şehrin temposundan uzaklaşmak, ruhumu dinlendirmek istiyorum diyenlere ise tavsiye olarak, az bilinen bir adadan bahsedeyim: Kalem Adası…
Burası İzmir’in Dikili ilçesine bağlı Bademli köyüne 5 dakika uzaklıkta bir ada. Eğer kendinize ait bir tekne ya da botla doğrudan gitmiyorsanız, önce bu şirin köyü gezip, koruk şerbetinizi içip, varsa aracınızı oradaki otoparkta bırakıp tekneyle (adadaki otelin hizmeti) Kalem’e ulaşabilirsiniz. Palmiyeleri ve rengarenk bitki örtüsü yüzünden adaya Türkiye’nin Maldivleri de diyorlar.
Kalem adasının kumu, güneş ışığını çok farklı bir güzellikte yansıtmasıyla meşhur. Tarihte ‘arginnsai ‘(ışık saçan) denilmiş bu yüzden. Tertemiz denizi baş döndürücü... Dalış meraklıları için tam bir cennet. Burada bulunan tek tesis Oliviera Resort. 40 civarında odası var. Rezervasyon şart tabi. Günübirlik gitmek isterseniz de adaya giriş sayısı sınırlı. Plajdaki şemsiye sayısına göre belirleniyor. Bu noktada da rezervasyon gerekecek. Çünkü sizi yine otelin teknesi alıyor. Tüm günü konforlu bir plajda geçirip akşamüzeri civarda minik bir gezi yapabilir, muhteşem bir gün batımı seyredebilirsiniz.
Otelde, Bergama Müzesi’ne ait olan birçok tarihi eser de sergileniyor. Adanın Bademli’nin ters tarafına bakan diğer kısmında Garip adası var. Yüzerek bile geçilecek bir mesafede. Bu iki ada, M.Ö. 406 yılında Atina ile Sparta arasında yapılan, tam 270 geminin katıldığı büyük bir deniz savaşına tanıklık etmiş.
Lafın kısası, burada geçireceğiniz, bülbül sesleriyle uyanacağınız birkaç gün ömrünüze ömür katacak…
Yazar : Şefika Onur AKATAY
Yorumlar
Kalan Karakter: