Turizm sektörünün haber radyosu Turizm FM'in haberine göre dünya turizmi pandemi sonrası toparlanma sürecinde yeniden büyümeye başlarken Türkiye de bu dalgadan güçlü pay almaya çalışan ülkeler arasında yer aldı. Türkiye de 2024 ve 2025 verileri itibarıyla ziyaretçi sayısında güçlü bir performans sergilerken, asıl tartışma artık Kaç turist geldi? sorusunun ötesine geçmiş durumda. Sektör için kritik eşik artık üyümenin nasıl daha yüksek katma değere dönüştürüleceği konusu.
Türkiye turizm sektörünün Türkiye’de güçlü bir dinamizme sahip olduğunu belirterek Türkiye’ye olan talep ve ilginin devam ettiğini kaydeden Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB) Başkanı Müberra Eresin sektörün artık yalnızca doluluk oranları üzerinden değerlendirilen bir dönemden çıktığını vurgulayarak şunları söyledi:
''Bugün daha çok; karlılık, maliyet baskısı, finansmana erişim, nitelikli iş gücü, kalite standardının korunması ve pazarlama–dağıtım kanallarının etkin yönetimi gibi başlıklara odaklanıyoruz. Turizm artık doluluk değil, verimlilik meselesidir. Dolayısıyla fotoğrafın bir tarafında güçlü bir potansiyel var; diğer tarafında ise daha rasyonel ve sürdürülebilir şekilde yönetilmesi gereken bir maliyet ve rekabet gerçekliği bulunuyor. Türk turizmi kriz yönetmeyi bilen bir sektördür.''
Sektörde önce çıkan güncel ve yapısal sorunlara ilişkin olarak da güncel tarafta en belirgin konunun maliyetler olduğuna dikkat çekerek personel, enerji ve operasyon giderlerinin hızlı şekilde yükseldiğine işaret eden TÜROB Başkanı Eresin bu durumun fiyatlama baskısını artırdığına, özellikle de şehir otellerinde karlılığı zorlayabildiğine değinerek şöyle devam etti:
''Yapısal tarafta ise regülasyon ve denetim süreçlerinde daha fazla netliğe ihtiyaç olduğunu görüyoruz. Oteller farklı kurumlar tarafından denetleniyor ve zaman zaman aynı konuda farklı yorum ve uygulamalarla karşılaşılabiliyor. Bir denetimde uygun görülen bir uygulamanın, sonraki bir denetimde farklı değerlendirilmesi sektör açısından öngörülebilirliği zorlaştırabiliyor. Sektörün sürdürülebilirliği istikrarla mümkündür. Denetim ve raporlama süreçlerinde kişisel verilerin korunması ve misafir mahremiyetinin gözetilmesi büyük önem taşıyor. Ayrıca renovasyon ihtiyacı olan tesislerde finansmana erişim konusu da önemli. Rekabet gücünü korumak için yenileme yatırımları şart ancak mevcut finansman koşulları bu süreci zaman zaman zorlaştırabiliyor. Mevzuatın hızla değişmesi yalnızca idari değil, uygulama aşamasında fiziki ve yapısal zorluklar da doğurabiliyor. Bu nedenle sektörle istişare içinde, uygulama kolaylığı gözetilerek ilerlenmesi büyük önem taşıyor.''
Risk tarafında maliyet artışlarının devam etmesi, iç pazarda harcama gücünün zayıflaması ve talebi etkileyebilecek bazı düzenlemelerin daraltıcı etki yaratmasının öne çıktığını, turizmi doğrudan etkileyen ani ve öngörülemeyen gelişmelerin de sektörün planlama kabiliyetini zorlayabildiğine dikkat çeken Eresin şunları kaydetti:
''Oysa turizm, uzun vadeli strateji ve istikrar gerektiren bir alan. Turizmde en büyük ihtiyaç öngörülebilirliktir. Küresel ölçekte yaşanan jeopolitik gelişmeler ve komşu coğrafyalardaki belirsizlikler de doğal olarak temkinli bir atmosfer yaratıyor. Turizm sektörü bu tür dışsal risklere karşı her zaman hazırlıklı olmak zorunda. Bu süreçte hizmet kalitesinin sürdürülebilir biçimde korunması, rekabet gücümüz açısından kritik önem taşıyor. “Kaliteyi koruyarak büyümek zorundayız. Fırsat tarafında ise Türkiye’nin çok katmanlı ve güçlü bir turizm yapısı bulunuyor. İstanbul başta olmak üzere kültür, şehir, gastronomi ve MICE alanındaki potansiyelimiz hem iş hem tatil segmentinde dengeli bir büyüme imkanı sunuyor.''
Türkiye’de sektörün sorunlarını, önündeki riskleri ve fırsatları açık bir şekilde tarif eden Eresin yasakçı yaklaşıma itiraz ederek şöyle devam etti:
''Turizm küresel bir sektör olduğu için dünyada başarıyla uygulanan modelleri yakından takip edip Türkiye’nin koşullarına uygun şekilde uyarlamanın önemli olduğunu düşünüyorum. Yasaklamak değil, doğru modeli kurmak gerekiyor. Dijital satış kanalları birçok ülkede belirli bir çerçeve içinde faaliyet gösteriyor. Bu deneyimlerden yararlanarak Türkiye’de de daha öngörülebilir ve uygulaması net bir yapı oluşturulabilir. Ulaşım ve mobilite alanında küresel ölçekte kullanılan sistemlerin mevzuatımıza uygun ve denetimli şekilde entegre edilmesi, ziyaretçi deneyimini güçlendirecektir.''
Yorumlar
Kalan Karakter: