İstanbul Üniversitesi’nde Antalya üzerine hazırlanan Turizm Faaliyetlerinin Şehirsel Gelişmeye Etkileri adlı doktora çalışması, kentin tarihinde geçirdiği büyük değişimi ortaya koydu.
Bir çok medeniyete ev sahipliği yaptıktan sonra Cumhuriyet’in ilk yıllarında liman ve Kaleiçi’nin civarında kurulmuş mahallelerden oluşan küçük bir sahil kasabası görünümündeki turizmin başkenti Antalya, yapılan araştırmada eski ve yeni görümüyle resmedildi. Kaan Kapan tarafından yapılan çalışmada, Kaleiçi’nde başlayıp genişleyen yerleşimden kenti şekillendiren çalışmalara, göçlerden nüfus yapısına pek çok bilgiye yer verildi.
Antalya’da Cumhuriyet’le birlikte hareketlenen iç turizmdeki dalgalanmaların yıldan yıla büyüyerek kenti turizmin başkenti haline getirişinin kronolojik olarak anlatıldığı çalışmada, ilk gelişme 1922 yılında açılan Antalya Müzesi olarak belirtildi. Antalya’nın ilk plajı olarak ise, Kaleiçi’nde 30’lu yıllardan beri kullanılan Mermerli Plajı gösterildi.
Yapılaşmaların başladığı bu dönemde tarihe vurulan darbelerden de bahsedilen araştırmada Cumhuriyet’ten sonra Antalya’da açılan ilk otelin 1932’de Tophane Meydanı’na yapılan Park Oteli olduğu belirtildi
1940’lı yıllarda Vali Haşim İşcan’ın gayretleri ile şehre turizm ve rekreasyon faaliyetlerinin getirilmeye çalışıldığını gösteren çalışmada, kara ulaşım ağının geliştirilmesinin yanında plajların, Karaalioğlu Parkı gibi yeşil alanların, Atatürk, Şarampol, Ali Çetinkaya, Yenikapı gibi cadde düzenlemelerinin bu dönemde yapıldığı anlatıldı. 40’ların son döneminde Antalya Tanıtma ve Turizm Derneği kurulmasıyla başlayan tanıtım faaliyetleri ve organizasyonlar ise şöyle anlatıldı: “1950’de devlet kararıyla Antalya, Türkiye’de birinci mıntıka içine alınarak 1 ve 4 yıllık iki plan hazırlandı. Sahildeki korulukta kurulan Açık Hava Tiyatrosu uzun yıllar boyunca şehrin en gözde yazlık eğlence ve kültür mekânı oldu. Aynı yıl, Konyaaltı Plajı’nda halk tarafından baraka şeklindeki obalar inşa edildi. Antalya’nın turizm amaçlı ilk oteli 1958’de 42 oda ve 72 yatakla açılan Teras Otel oldu.”
Antalya’ya gelen turist sayısının 50’lerin sonuna kadar sınırlı olmasına rağmen geliştirmeye yönelik çabaların sürdüğünün anlatıldığı çalışmada, “Antalya’ya 1954 yılında 97, 1955’de 11, 1956’da 24 ve 1958 yılının sonu itibari ile 208 turist geldi. 26 Nisan 1960 tarihinde İngiltere’nin tanınmış simalarından 380 kişilik bir turist kafilesi, deniz yollarının Ankara Vapuru ile Antalya Limanı’na indi. 1960 yılındaki askeri ihtilalin ardından 1961 yılında yeniden başlayan bakım ve onarım kapsamında, Yivli Minare Külliyesi içindeki Nigar Hatun Türbesi onarıldı, 27 Mayıs 1961’de de Antalya Festivali ile devam edildi. Antalya, 1969’da ‘Turizm Gelişme Bölgesi’ ilan edilmesi ve 70’li yıllarda Tünektepe, Saklıkent, Karayolları Parkı, Talya Oteli gibi birçok Turizm Gelişim Projesi’nin hayata geçirilmesiyle birlikte küçük bir sahil kasabası görünümünden uzaklaştı. Ancak 1960’lı yıllarda 30’dan fazla şelale falezler üzerinden denize dökülürken, akarsuların yönlerinin değiştirilmesi nedeniyle günümüzde sayıları 7’ye kadar düştü” denildi.
Yapılan araştırmada, “Turizm ve Tanıtma Bakanlığı tarafından 1973’te Antalya Master Planı ve Turizm Nazım İmar Planı hazırlandı. 1980’de yeni havaalanı, Ankara İstanbul bağlantısını sağlayan E24 karayolu, Kemer, Finike, Kaş karayolları ve liman hizmete açıldı.
Charter uçak seferleri ile desteklenen turizm faaliyetleriyle 1980’de Antalya’ya gelen turist sayısı 5 bin civarına yaklaştı. 1970’lerde bürokrasi engelinden sıkılıp Antalya’dan ayrılan TUI, Neckermann gibi Avrupalı seyahat acenteleri 83’teki yatırımların ardından Antalya’ya tekrar tur düzenlemeye başladı. Turist sayısı, 1990 yılında 826 bin 27 ve 1999 yılında da 1 milyon 824 bin 406 olara kayıtlara geçti. Türkiye’nin nüfusu en hızlı artan ili Antalya’da 1993’te yaşanan terör olayı neticesinde bir yıllık bir gerileme olduysa da sonrasında yükseliş devam etti.” Bilgilerine yer verildi.
Yorumlar
Kalan Karakter: